EĞİTİM ÇALIŞANLARI VE ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN AYAKTAYIZ!

Henüz yüreğimizde Fatma Nur Çelik öğretmenimizin acısı tazeliğini korurken, Şanlıurfa Siverek’te bulunan bir okulumuzda gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu çok sayıda eğitim çalışanı ve öğrencimizin yaralanması, eğitim kurumlarımızın nasıl büyük bir güvenlik zaafiyeti ve tehdidi altında olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

GÜNCEL - 15-04-2026 10:20

Dün yaşanan elim olayla birlikte çok açık bir şekilde anlaşılmıştır ki; bu şiddet olayları
artık ne bir tesadüf ne de münferit vakalar olarak değerlendirilebilir. Bu yaşananlar,
yıllardır görmezden gelinen ve okullarımızda derinleşen güvenlik sorununun açık ve
doğrudan sonucudur.
Bu ülkede eğitim çalışanlarına ve öğrencilerimize yönelik şiddet; yalnızca dün
yaşanan olayla sınırlı değildir.
Sayısını artık hatırlayamadığımız kadar bir çok olayda eğitim çalışanlarımız, darp
edilmiş, yaralanmış, hatta hayatını kaybetmiştir.
Aynı şekilde öğrencilerimiz de okul içinde ve okul dışında şiddetin hedefi haline
gelmekte; güvenli olması gereken eğitim ortamları, giderek riskli alanlara
dönüşmektedir.
Ancak yaşanan her olaydan sonra aynı cümleler kurulmuş, aynı sözler verilmiş;
ancak kalıcı ve caydırıcı önlemler alınmadığı için aynı acılar tekrar tekrar yaşanmıştır.
Bu acı olay bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda güvenlik sorunu artık
ertelenemez; ivedilikle çözülmesi gereken hayati bir sorun haline gelmiştir.
Elimizdeki verilere göre, bugün özel okullar hariç yaklaşık 64.000 okul ve
kurumumuzda kadrolu güvenlik görevlisi bulunmamaktadır.
Devlet okullarında güvenlik personeli olmaması, kabul edilemez bir zafiyet değil;
doğrudan bir ihmal haline bürünmüştür. Bugün bir kişi elinde silahla bir okula
girebiliyorsa; burada sorun bireysel değil, sistemin kendisidir.
Yıllardır dile getirdiğimiz; Okullarda kalıcı ve profesyonel güvenlik personeli istihdam
edilmemesi, Okul giriş-çıkışlarının kontrol altına alınmaması, Riskli birey ve
durumlara ilişkin erken uyarı ve önleme mekanizmalarının işletilmemesi, yalnızca
eğitim çalışanlarını değil, öğrencilerimizi de doğrudan tehdit eden bir güvenlik zafiyeti
oluşturmaktadır.
Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerimizin can güvenliği sağlanmadan sağlıklı bir
eğitim-öğretim sürecinden söz etmek mümkün değildir.
Buradan açık ve net şekilde bir kez daha ifade ediyoruz:

 Tüm okullarda derhal kadrolu ve yetkili güvenlik görevlisi istihdamı
zorunlu hale getirilmelidir.
 Okul girişlerinde fiziki güvenlik önlemleri eksiksiz uygulanmalıdır.
 Eğitim çalışanlarına ve öğrencilere yönelik şiddet, ayrı ve ağır yaptırımlarla
düzenlenmeli; cezalar ertelenemez ve indirim sağlanamaz hale
getirilmelidir.
 Güvenlik güçlerince, okul içi ve çevresinde oluşabilecek risklere karşı önleyici,
izleyici ve müdahale edici sistemler kurulmalıdır.
 Rehberlik ve psikososyal destek mekanizmaları güçlendirilerek, şiddet
oluşmadan önce engellenmelidir.
Tüm bu gerekçeler ile Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası olarak; eğitimde artan
şiddete karşı sesimizi yükseltmek, güvenli okul talebimizi güçlü bir şekilde haykırmak
için 15-16 Nisan 2026 tarihlerinde Türkiye genelinde 2 (iki) gün süreyle iş
bırakıyoruz. Yetkilileri derhal somut, kalıcı ve caydırıcı adımlar atmaya davet
ediyoruz.
Açık, net ve son kez bir defa daha ifade ediyoruz ki;
Artık susmayacağız!!! Eğitimde yaşanan şiddet olaylarına karşı verilen CILIZ
SESLİLİK artık bugün sona ermiştir. Gerekli önlemler alınana kadar da geri
adım atmayacağız! Eğitim çalışanları da öğrenciler de sahipsiz değil, Devletine
Emanettir. Emanete Sahip Çıkması Gerekenler Derhal Sorumluluklarını YERİNE
GETİRMELİDİR.
 

Günün Diğer Haberleri