Eyüpsultan’da taksici cinayeti davasında ilk duruşma: ″İnsan arkadaşını ölüme götürür mü″

İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde taksici Sefer Kaya’nın aracında silahla öldürülmesine ilişkin 7’si tutuklu, 2’si firari toplam 9 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Sanık Enver Alp, olay yerinden korktuğu için kaçtığını savunurken, maktulün kardeşi Sinan Kaya, "İnsan arkadaşını satar mı, insan arkadaşını ölüme götürür mü?" diyerek adalet istedi. Duruşma, 4 Şubat’a ertelendi.

ASAYİŞ - 06-11-2026 10:45

İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde taksici Sefer Kaya’nın aracında silahla öldürülmesine ilişkin 7’si tutuklu, 2’si firari toplam 9 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Sanık Enver Alp, olay yerinden korktuğu için kaçtığını savunurken, maktulün kardeşi Sinan Kaya, "İnsan arkadaşını satar mı, insan arkadaşını ölüme götürür mü?" diyerek adalet istedi. Duruşma, 4 Şubat’a ertelendi.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Abdulkerim Kurani, Enver Alp, Muhammed Elibrahim, Osman Alp Yaş, Yusuf Torak, Tuna Şahin ve Tayyip Akgün ile müşteki taraf ve taraf avukatları katıldı. Firari sanıklar Bedir Karaoğlan ve Mehmet Eser ise duruşmada hazır bulunmadı.
Sanıkların ’tasarlayarak kasten öldürme’ ve ’ruhsatsız ateşli silah ve mermi bulundurma veya taşıma’ suçlarından yargılandığı duruşmada, sanık savunmaları ile tanık ve müşteki beyanları alındı.

"Korktuğum için kaçtım"
Sanık Enver Alp, savunmasında olay günü Sefer Kaya’nın kendisini aradığını belirterek şunları söyledi:
"O gün beni Sefer aradı, güzel bir müşteri var beraber gidelim dedi. Ben de kabul ettim. İki araçla gittik. Gittiğimiz yol tek taraflıydı, bir tarafında ben, bir tarafında Sefer bekleyecekti. Daha sonra ben kendi tarafımda beklerken silah sesi duydum. Korktum, arabamla hemen Sefer’in tarafına geldim. Aracımdan indiğimde onun öldüğünü gördüm. Korktuğum için geri aracıma binerek kaçtım."

"Poşetin içinde ne olduğunu bilmiyorum"
Sanık Tuna Şahin, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini belirterek şöyle savunma yaptı:
"Ben korsan taksiyim zaten. Olay günü Tayyip aradı, araba lazım dedi, verdim. O da aldı gitti. Sonra saat 19.00 gibi kafeye gittim. 21.00-22.00 civarında da Tayyip geldi. ‘Senin araba lazım tekrar, benim araba bozuk’ dedi. Bana ‘Senin de gelmen lazım’ dedi, tamam dedim ben de. Muhammed geldi, oraya arabaya bindi. İlk başta Tayyip görüntülü konuşuyordu, kimle bilmiyorum. Bana ‘Abi kaputta poşet var, versene’ dedi. Baktım, kaputa siyah poşet sarılı. Açmadılar poşeti, nedir ne değildir bilmiyorum. Bir konum daha geldi, o konuma gittik. Poşetin içinde ne olduğunu bilmiyorum, tahmin ettim metale benziyordu."

"Ben Tuna’ya konum atmadım"
Sanık Tayyip Akgün ise Tuna Şahin’in beyanlarına karşı çıkarak şunları söyledi:
"HTS kaydı çıkacak elbet ki ben Tuna’dan araba falan almadım. Diyor ki Tayyip Suriyeli şahsa ayakkabı verdi, yok böyle bir şey. Ben telefon almaya gidecektim, Tuna abiye de söyledim. Tamam, 600 TL’ye götürürüm dedi. Akşam 20.00-21.00 gibi çıktık. Ben telefonu aldıktan sonra bana, ‘Yakınlarda müşteri var, onu alayım, onu da bırakayım’ dedi. Müşteriyi de 10-15 dakikalık bir mesafeden aldık. Benim önceki verdiği ifadede Rejat diye biriyle konuştuğumu söylüyor, şimdi de dikkat etmedim diyor. Ben oturan çocuğa falan da hiç bakmadım, telefonla uğraşıyordum. Bu müşteri araca binerken kamera görüntülerinde Tuna Şahin silahı nereye koyuyor? Döndüğümüzde de ben direkt dükkana gittim. Benden neden korktuklarını bilmiyorum, bunu da Tuna abiden öğrendim. Benim dükkanıma geliyor, yazlığıma geliyor, benden nargile parası istiyor. Korkan insan bunu yapar mı?"
Akgün, savunmasının devamında, "Ben Tuna’ya konum atmadım, onun telefonunun şarjı yoktu, o kendi telefonundan bana konum attı. Benim de iki çocuğum var, benim bunlarla bir alakam yok" dedi.

"Benim iki çocuğum yetim kaldı"
Maktulün eşi müşteki Rabia Kaya, olay günü eşinin ailesinin yanında tatilde olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Olay günü ben evde değildim, eşimin ailesinin yanına tatile gitmiştim. Eşimin fenalaştığını söylediler, hemen gittim. Sonra eşimin öldüğünü gördüm. Çocuklarım da onu öyle gördü. Ben sonuna kadar davacıyım. Ben olayla ilgili hiçbir şey bilmiyorum. Eşim sabah çıkar, 12.00’de dönerdi. Benim iki çocuğum yetim kaldı. Benim eşim size ne yaptı?"

"İnsan arkadaşını ölüme götürür mü"
Maktulün kardeşi Sinan Kaya ise Enver Alp’in ağabeyini tuzağa çektiğini ileri sürerek şu ifadeleri kullandı:
"O gece abimin o noktada olacağını Enver’den başka kimse bilemezdi. Enver abimi oraya tuzağa çekti. Gaziosmanpaşa’daki suç örgütlerine çalışır Enver. Enver’in çocuğu olmazken benim abim onunla hastane hastane giderdi. İnsan arkadaşını satar mı, insan arkadaşını ölüme götürür mü? Abim can çekişirken o mesajlaşmaları siliyor. Adalet istiyoruz. Yeter ki adalet yerini bulsun."

"Görüntülerdeki kişinin Enver olduğunu anladım"
Duruşmada tanık olarak dinlenen Mustafa Türkmen, sanıklardan yalnızca Enver Alp’i tanıdığını ve olayı görmediğini söyledi. Olay günü evde olduğunu belirten Türkmen, beyanında şunları anlattı:
"Olayı kardeşimden öğrendim. Maktulün gasp edildiğini, hastaneye götürüldüğünü de telefonla öğrendim. Bunun üzerine ben de hastaneye gittim. Enver’i o sırada karakol çağırmıştı, ben o gün görmedim onu. Olaydan 2-3 gün sonra maktulün kardeşi Sinan’la konuştuğumuzda o bana, ‘Kameradaki sana benziyor’ dedi. Ben de o sırada evde olduğumu söyledim. Daha sonra görüntüleri görünce görüntülerdeki kişinin Enver olduğunu anladım. Enver, ben, Sinan ve rahmetlinin eşi beraber bir kafede oturduk, çay içtik. Daha sonra olayı konuştuk. Bundan sonrası da yok zaten. Enver ifadelerinde anlattığı gibi olayı anlattı orada da. Enver, Sefer’in ölürken kaçmasının sebebinin bana korktuğu için olduğunu söyledi."
Mahkeme heyeti, eksik hususların giderilmesi ve kalan tanıkların dinlenmesi için duruşmayı 4 Şubat tarihine erteledi.

İddianamede cinayetin ayrıntıları yer aldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, taksici Sefer Kaya’nın 16 Ağustos 2025’te Eyüpsultan Mithat Paşa Mahallesi Gökşin Sokak girişinde, aracında silahla öldürülmesine ilişkin ayrıntılara yer verildi.
İddianamede, Kaya’nın kullandığı 34 TCB 07 plakalı takside bulunduğu sırada, saat 22.59 sıralarında olay yerine gelen Muhammed Elibrahim’in aracın sol ön camından 6 el ateş ettiği belirtildi. Mermilerden 4’ünün Kaya’ya isabet ettiği, bunlardan ikisinin öldürücü nitelikte olduğu kaydedildi.
Adli Tıp Kurumu incelemelerinde, olay yerinde bulunan 6 boş kovanın aynı silahtan atıldığının ve maktulün vücudundan çıkarılan mermi çekirdeğinin de aynı silahtan çıktığının tespit edildiği aktarıldı. İddianamede, silahı kullanan kişinin Muhammed Elibrahim olduğu, olayda başka bir kişinin ateş ettiğine ilişkin bulgu bulunmadığı belirtildi.

Cinayetin yurt dışından organize edildiği öne sürüldü
Savcılık değerlendirmesine göre öldürme eylemi, yurt dışında bulunan Bedir Karaoğlan tarafından organize edildi. Abdulkerim Kurani’nin, Karaoğlan ile Muhammed Elibrahim arasındaki bağlantıyı kurduğu ve Elibrahim’i eylemi gerçekleştirmesi için yönlendirdiği öne sürüldü.
İddianamede, Tayyip Akgün ve Tuna Şahin’in ise Elibrahim’i olay yerine götürdükleri, eylemde kullanılan silahı ve Bedir Karaoğlan ile iletişim kurulan telefonu kendisine verdikleri belirtildi.
Muhammed Elibrahim’in savcılık ifadesinde cinayeti işlediğini kabul ettiği, ancak Bedir isimli kişinin kendisini WhatsApp üzerinden arayarak kardeşine ve ailesine zarar vermekle tehdit ettiğini söylediği aktarıldı. Elibrahim’in, öldürmek istemediğini ve maktulün bacaklarına ve koluna ateş ettiğini savunduğu kaydedildi.

Kurani’nin telefonundaki yazışmalar iddianameye girdi
İddianamede, Abdulkerim Kurani’nin Bedir Karaoğlan ile Muhammed Elibrahim arasındaki bağlantıyı kurduğunu kabul ettiği belirtildi. Kurani’nin ilk ifadesinde eylemi Emre Duran isimli kişinin yaptırdığını söylediği, daha sonra bu ismi Bedir Karaoğlan’ın yönlendirmesiyle verdiğini ve asıl kişinin Bedir olduğunu anlattığı ifade edildi.
Kurani’nin telefonunda olayla ilgili yazışmalar bulunduğu, olay günü Emir T.K. isimli kişiye, "Akşam motorla gel işimiz var, halletmemiz gereken birileri var" şeklinde mesaj gönderdiğinin tespit edildiği kaydedildi.
Yurt dışında bulunduğu belirtilen Bedir Karaoğlan’ın, yabancı bir telefon hattı üzerinden WhatsApp aracılığıyla Muhammed Elibrahim’e ulaşarak maktulün öldürülmesini istediği öne sürüldü. Elibrahim ve Kurani’nin Karaoğlan’ı teşhis ettiği, ancak yabancı hat kullanması nedeniyle HTS kayıtlarına ulaşılamadığı belirtildi.
Karaoğlan hakkında yakalama kararı bulunduğu, kararın henüz infaz edilemediği ve hakkında tekerrüre esas adli sicil kaydı olduğu da iddianamede yer aldı.

Sanıkların olay öncesi ve sonrasındaki hareketleri incelendi
Tayyip Akgün ve Tuna Şahin’in, Şahin’in babası adına kayıtlı BMW marka araçla Muhammed Elibrahim’i olay günü Alibeyköy’den alarak Kemerburgaz girişinde indirdikleri belirtildi.
İddianamede, iki şüphelinin telefonlarını Elibrahim’i bıraktıkları saatlerde kapattıkları, daha sonra Sultangazi’de yeniden açtıkları kaydedildi. Olayda kullanılan silah ile Bedir Karaoğlan’la iletişim kurulan telefonu Elibrahim’e verdikleri değerlendirildi.
Tuna Şahin’in telefonunda çok sayıda silah fotoğrafı, Tayyip Akgün’ün telefonunda ise olayda kullanılan araca ilişkin fotoğraf bulunduğu aktarıldı.

Enver Alp’in yardım çağrısında bulunmadığı belirtildi
İddianamede, maktulle aynı taksi durağında çalışan Enver Alp’in de olay sırasında bölgede bulunduğu belirtildi. Alp’in silah seslerinin ardından maktulün aracına yaklaştığı ve Kaya’yı iki kez kontrol ettiği, buna rağmen 112 Acil Çağrı Merkezi’ne, polise veya taksi durağına haber vermediği ifade edildi.
Alp’in hastaneye gittikten sonra da yetkililere bilgi vermediği, maktulle arasındaki yazışmaları sildiği ve olayın ardından bazı telefon görüşmeleri yaptığı kaydedildi. Alp’in ise savunmasında olayın şokuyla hareket edemediğini ve korktuğunu söylediği aktarıldı.
Araçtan ikinci kez ateş edildiği değerlendirmesi doğrulanmadı
İddianamede, olay sırasında 34 YAS 38 plakalı Nissan Qashqai marka araçta bulunan Osman Alp Yaş, Yusuf Torak ve Mehmet Eser’in de eyleme iştirak ettikleri değerlendirildi.
Üç kişinin bulunduğu aracın, silahlı saldırıdan yaklaşık 3 dakika sonra maktulün taksisinin yanında kısa süre durarak bölgeden ayrıldığı belirtildi. Savcılık, bu hareketin maktulün durumunu kontrol etmeye yönelik olduğunu ve sanıkların olay öncesi ve sonrasındaki hareketleriyle suça iştirak ettiklerini değerlendirdi.
Araçtan ikinci kez ateş edildiğine ilişkin önceki değerlendirmelerin ise 26 Mart 2026 tarihli bilirkişi raporuyla doğrulanmadığı aktarıldı. Araçta görülen parlamanın, arka stop lambasının yansımasından kaynaklandığının tespit edildiği belirtildi.

Dokuz sanığın cezalandırılması talep edildi
İddianamede, sanıkların tamamının "tasarlayarak kasten öldürme" ve "ruhsatsız ateşli silah ve mermi bulundurma veya taşıma" suçlarından cezalandırılması talep edildi.
Muhammed Elibrahim, Enver Alp, Mehmet Eser, Osman Alp Yaş, Tayyip Akgün, Tuna Şahin ve Yusuf Torak hakkında müşterek faillik hükümlerinin; Abdulkerim Kurani ve Bedir Karaoğlan hakkında ise azmettirme hükümlerinin uygulanması istendi. Bedir Karaoğlan hakkında ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulanması talep edildi.
Günün Diğer Haberleri