HABER MERKEZİ
Asgari Ücret "En Büyük Toplu Sözleşme" mi, Yoksa Modern Bir Masal mı?
Her yılın sonlarına doğru gündemimize bomba gibi düşen bir konu var: Asgari ücret. Adeta ulusal bir festival havası estiren bu süreç, işçi-işveren-devlet üçgeninde adeta bir drama dizisine dönüşüyor. Ama gelin dürüst olalım, bu dizinin senaryosu biraz eksik yazılmış gibi. İşte size asıl soruyu soruyorum: Bu gerçekten bir toplu sözleşme mi, yoksa "mış gibi" yapılan bir prosedür mü?
Her yılın sonlarına doğru gündemimize bomba gibi düşen bir konu var: Asgari ücret. Adeta ulusal bir festival havası estiren bu süreç, işçi-işveren-devlet üçgeninde adeta bir drama dizisine dönüşüyor. Ama gelin dürüst olalım, bu dizinin senaryosu biraz eksik yazılmış gibi. İşte size asıl soruyu soruyorum: Bu gerçekten bir toplu sözleşme mi, yoksa "mış gibi" yapılan bir prosedür mü?
Efendim, asgari ücret denildi mi genelde aklımıza işçi kesiminin taleplerini dile getirdiği, işveren tarafının hesap kitap yaptığı ve devletin de hakem rolüne soyunduğu bir masa gelir. Ama bu masada işler biraz garip. Neden mi? Çünkü işçi tarafı masaya oturup "Bu rakam bize uygun değil" dese bile sonuç değişmiyor. İmzayı atmasalar da asgari ücret yürürlüğe giriyor. E hani toplu sözleşme? Bu nasıl bir "toplu", nasıl bir "sözleşme"?
Düşünün ki bir arkadaş grubuyla yemek seçimi yapıyorsunuz. Bir kişi "Pizza istiyoruz" diyor, diğeri "Hayır, burger daha iyi olur" diye itiraz ediyor. Ama garson çoktan pizzaları masaya getirmiş bile. İşte asgari ücret görüşmeleri de tam olarak böyle bir şey! İşçi tarafı "Bu ücretle geçinmek zor" dese ne olur? Hiçbir şey. Çünkü karar zaten çoktan verilmiş.
Tabii burada işçi tarafının elinde herhangi bir müeyyide gücü olmaması da cabası. Yani işçi temsilcileri masada ne kadar itiraz ederse etsin, sonuç değişmiyor. "Hadi bakalım grev kararı alalım" diyemiyorlar çünkü ortada böyle bir mekanizma yok. E bu durumda toplu sözleşme dediğimiz şey, biraz tek taraflı bir sözleşmeye dönüşmüyor mu? İşveren ve devlet tarafı "Bu rakam uygun" dediği anda konu kapanıyor.
Şimdi gelin bu durumu biraz daha mizahi bir şekilde ele alalım. Asgari ücret görüşmeleri, aslında Türk kültüründeki "misafirlik" anlayışına çok benziyor. Misafirliğe gittiğinizde ev sahibi size ne sunarsa kabul etmek zorundasınız. "Ben çay istemiyorum, kahve içeceğim" derseniz garip karşılanırsınız. İşte işçi temsilcileri de bu masada biraz misafir gibi. Ne sunulursa onu kabul etmek durumundalar.
Peki çözüm ne? Belki de gerçekten işçi kesiminin masada daha güçlü bir pozisyona sahip olmasını sağlayacak mekanizmalar geliştirmek gerekiyor. Yoksa her yıl aynı senaryo, aynı sonuç: "İşte yeni asgari ücret, hayırlı olsun!"
Sonuç olarak, asgari ücretin en büyük toplu sözleşme olduğu iddiası kulağa hoş geliyor ama gerçekler biraz farklı. Bu masa, herkesin eşit haklarla oturduğu bir müzakere masası olmaktan ziyade, kararların önceden alındığı bir formalite gibi duruyor. Ama ne diyelim, biz yine de umutlu olalım. Belki bir gün gerçekten "toplu" ve gerçekten "sözleşme" olan bir sistem görürüz. O zamana kadar pizzayı beğenmesek de yemeye devam!
HABER MERKEZİ
ÇOK OKUNANLAR













