Başkan Nihat Şahin, açıklamasında şu iafedelere yer verdi: “Değerli kamuoyuna ve basın mensuplarına. İlçemizin en önemli gündemlerinden birisi olan su fabrikaları konusu hakkında sizleri detaylı bir şekilde
bilgilendirmek istiyorum. Hepimizin malumu kıymetli gölümüz Sapanca Gölü uzun süredir
kuraklıkla mücadele ediyor. Bu göl sadece Sapanca'nın değil tüm bölgenin yaşam kaynağı.
Ekonomimizin, turizmin, doğamızın en değerli varlığı. Gölü korumak hepimizin boynunun
borcu. İlçemizde şu anda 5 aktif su fabrikası bulunuyor. Bu fabrikalar kaynak kiralaması
yaparak normal kullanım bedelinin çok daha altında bir ücretle suyu kullanıyorlar. Suyu
şişeleyip tüm ülkeye hatta yurt dışına gönderiyorlar. Bu elbette ticari bir süreçtir. Buna
itirazımız yok. Kaynak kiralama bedelleri tartışılabilir. Ama bizim meselemiz o değil. Bizim
meselemiz kanunla belediyemize verilmiş olan bir görevdir, sorumluluktur.” Başkan Şahin,
sözlerine şöyle devam etti.
Bu harç Sapanca halkının hakkıdır
“Üretilen su şişelerini saymak, işaretlemek ve bu sayım sonucunda doğan harcı tahsil etmek.
Bu harç Sapanca halkının hakkıdır. Ayrıca bu sayımın bir diğer önemli sonucu da şudur.
Kaynaklardan alınan su miktarıyla şişelenen su miktarını kıyaslamaktır. Yani gölden çekilen
suyun izin verilen miktarda olup olmadığı ortaya çıkar. Bu da bizim için özellikle kuraklık
günlerinde son derece hayati bir denetimdir. Bu fabrikalar geçmişte belediyeye harç
ödemişlerdir, evet. Ama bu ödemeler hiçbir zaman gerçek sayımlara dayandırılarak
alınmamıştır. Masa başında tahminlerle Kağıt üzerinde belirlenmiş rakamlarla yürütülmüştür.
Göreve geldiğimizde biz de dedik ki, kanun ne diyorsa onu yapacağız. Gerçek sayımı neyse
veriye dayandırarak alacağız. Çünkü adaletin temeli ölçmektir. Denetlemektir. Ama bu
talebimiz ne yazık ki fabrikalar tarafından kabul görmedi. Sayımların yapılmasını istemediler.
Keşif yapmaya kalktığımızda da karşımıza duvar örüldü. Hatta bu süreçte ekibimize bıçak
çekildi, saldırılar yaşandı. Ama biz görevimizi yaptık. Cihazlarımızı taktık ve sayımlara
başladık. Ve gördük ki ödenen harçlarla sayım sonucu arasında ciddi bir uçurum var. Buradan
sonra da hukuk mücadelesi başladı. İlk olarak yerel mahkeme çok hızlı bir şekilde yürütmeyi
durdurma kararı verdi. Sayımı durdurmak zorunda kaldık” dedi.
Haklılığımız hukuki olarak da karşılık bulmuş oldu
“Biz bu kararı temyiz ettik ve dosya Bursa Bölge İdare Mahkemesi'ne taşındı. Bölge İdare
Mahkemesi, belediyemizin yaptığı sayımların tamamen kanuna uygun olduğunu tespit etti ve
dedi ki, bu sayımlar yapılabilir, belediye görevini yerine getiriyor. Böylece sayımlar yeniden
başladı. Ancak kısa süre sonra yerel davanın esasına ilişkinin kararı su fabrikaları lehine
verdi. Biz yine aynı kararlılıkla süreci Bölge İdari Mahkemesi'ne taşıdık. Şu anda tam olarak
bu aşamadayız. Tüm vatandaşlarımız ile bu güzel haberi paylaşmak istiyorum. Bursa Bölge
İdare Mahkemesi davanın esasına ilişkin kararı lehimize verdi. Sapanca Belediyesi bu
sayımları yapmakla ve bu harca almakla yetkilidir, görevlidir dedi. Bu karardan çok
mutluyuz. Haklılığımız hukuki olarak da karşılık bulmuş oldu. Ve yeniden sayımlara
başladık. Sapanca!nın hakkını almak için çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Bu karar
yalnızca bizim için değil, Türkiye!de benzer durumda olan bütün belediyeler için emsal
nitelikte bir karardır. Ancak burada ilginç bir durum yaşandı. Bölge İdare Mahkemesi
kararında Danıştay yolu açık bırakıldı. Oysa geçtiğimiz aylarda birebir aynı konuda başka bir
ilçe belediyesi için verilen emsal kararda Danıştay yolu kapalı tutuldu. Bu fark bizim için
hukuki anlamda ciddi bir soru işareti oluşturuyor. Daha mahkeme kararını çıkmadan bazı
çevreler işi Danıştay'da çözeceğiz şeklinde söylentiler duymaya başladık.”
Bu saatten sonra artık konu sadece Sapanca Belediyesi'nin meselesi değil
Bu da sürecin objektifliği açısından endişe verici bir durum. Bu saatten sonra artık konu
sadece Sapanca Belediyesi'nin meselesi değil. Bu konu ülkemizde kaynak suyu bulunan, tüm
belediyeleri ilgilendiren bir mesele haline gelmiştir. Artık mesele Sapanca'nın suyu değil,
memleketin geleceğinin meselesidir. Yaklaşık bir buçuk yıldır bu mücadeleyi veriyoruz.
Sapancalının, Sakaryalının hakkını korumak için uğraşıyoruz. Geleceğe bir miras bırakmak
için, yıllardır yapılan yanlışı düzeltmek için elimizi taşın altına koyuyoruz.
Yolumuzdan dönmüyoruz ve dönmeyeceğiz
İnanılmaz siyasi baskılara maruz kalıyoruz. Ama yolumuzdan dönmüyoruz. Ve
dönmeyeceğiz. Buradan açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Hiçbir fark gözetmeksizin,
Sapanca ve Sakarya'mızın tüm mülki ve idare amirlerine, tüm siyasi partilerimize, il ve ilçe
başkanlarına, sivil toplum kuruluşlarına, tüm Sakarya medyasına, ulusal medyaya ve bu gölün
gerçek sahibi olan Sapancalılara, Sakaryalılara, Kocaelilere sesleniyorum. Bu sürecin bizimle
birlikte takipçisi olun. Bu suya, bu göle, bu memlekete birlikte sahip çıkalım. Bir avuç büyük
şirketin çıkarı için halkın hakkı feda edilmesin ve Danıştay'da kararı verecek tüm yargı
mensuplarına da sesleniyorum. Elinizi vicdanınıza koyun. Bu su memleketin suyu. Buna
sahip çıkmak hepimizin boynunun borcu” ifadelerinde bulundu.
metincengiz












