Medyacark Haber Sitesi
HV
31 MAYIS Pazar 09:14

Değerli Araştırmacı/Halk Şair/Yazar Songül Dündar Röportajı

-Kars'ın Merkez Dikme Köyünde doğdum. İlkokulu köyümde, ortaokulu ve liseyi; Kars Cilavuz Köy Enstitüsü’nün devamı olan Kazım Karabekir İlköğretmen Okulu’nda okudum. Devamında Ankara Yüksek Öğretmen Okulu, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nden kimya öğretmenliğini daha sonrada, Ankara Üniversitesi Kimya Yüksek Mühendisliği bölümünü bitirdim. Ancak öğretmenlik mesleğini tercih ettim. İlerleyen yıllarda Anadolu Üniversitesi Adalet Yüksek Okulu’nu da bitirdim. Öğretmenlik mesleğimin yanı sıra yazarlık vasfımı da kullandım. Öykü, roman ve araştırma ve şiir türünden kitaplar yazıp yayımladım. Şiirlerimi “Gülüm Ana” mahlasıyla yazmaktayım. Araştırmacı/Halk Ozanı /Yazar olan eşim Âşık Selahattin Dündar da fizik mühendisliği yerine öğretmenlik mesleğini tercih etti. Ezgi ve Ozan adında bir kız, bir erkek çocuğumuz var.

YEREL
Giriş Tarihi : 17-02-2024 15:04
Değerli Araştırmacı/Halk Şair/Yazar Songül Dündar Röportajı

Öğretmenliğin dışında başka uğraşlarınızın da olduğunu biliyoruz. Şiirler yazıyorsunuz.
Şiir yazma isteği ve merakı ne zaman ve nasıl başladı? Okuyucularla paylaşır mısınız?
İlk hece şiirimi 1979 yılında öğretmenliğimin ilk yıllarında yazdım. Ara ara serbest ve hece
ölçülü şiirler yazıyordum. İki binli yıllar içinde yazma isteğim ve merakım daha da arttı.
Ağırlıklı olarak hece vezniyle şiir yazdım ve yazmaktayım.

Sevgili ozanım şiir yazarken etkisi altında kaldığınız halk şairleri var mıdır?
Kars yöresindeki âşıklarımız, Âşık Şenlik’in şiirleri, Âşık Selahattin Dündar ve üyesi
olduğum (Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Meslek Birliği) İLESAM’ın çok sayıdaki
birbirinden değerli şair üyelerinin şiirleri...
Sanatınızla ilgili kaç tane eser yayınladınız? Eserlerinizden bahseder misiniz?
Öykü, roman ve şiir türünden toplam 9 tane eserim yayımlandı. Başlıca eserlerim;
          “Şoför Aga ” Öykü,
             “Savaşların Kadını” Roman,
             “Cezo Gardaş” Roman,
“Damladan Deryaya ”/Dündar Meclisinde Atışmalar Araştırma/İnceleme kitabı,
             “Hingilleme ” Terekeme/Fıkra ve Gülmeceleri,
“Gımışma Terekeme/ Fıkra ve Gülmeceleri,
              “Bizim Eller “/ Âşık Selahattin Dündar Şiirleri Araştırma/İncelenme kitabı,
“Yaralarım /Öğretmenin Gözyaşları” Roman.
“Sevgi Güneşi” Şiir
Eserlerim toplumsal içeriklidir. Öykülerim ve romanlarım konuları gerçek hayattan,
yaşanmışlıklardan oluşmaktadır. Kitaplarımın tamamında halk kültürü araştırmalarına ve halk
kültürüne ağırlıklı olarak yer vermiş olmam nedeniyle, Türk Halk Kültürü Araştırmaları
Kurumu tarafından 2016 yılı “Türk Halk Kültürüne Hizmet Ödülü”ne layık
görülerek “Plaket” ve “Onur Belgesi” ile ödüllendirildim. Ayrıca; “Dünya Âşıklar Şairler
Yazarlar Derneği” tarafından, “Âşıkların Atışma Geleneğine Hizmet Ödülü” adı altında bir
“Plaket” ve “Onur Belgesi” ile ödüllendirildim.
“Sevgi Güneşi” adlı şiir kitabım 2022 yılında yayımlandı. Bu arada şiir yazmaya daha çok
zaman ayırmaktayım.
Şiirlerinizde işlediğiniz konular hakkında bilgi verir misiniz?

Şiirlerimde belirli bir konu sınırlaması bulunmamaktadır. İnsan yaşamını ilgilendiren ve
insan yaşamına dokunan her konuyu işlemekteyim. Doğa, sevgi, aşk, insan davranışları, insan
yaşamı, insan unsurları,felsefe, eleştiri, taşlama, ağıt, öğütleme, birlik ve beraberlik, kadınlar,
çocuklar, ana dilimiz, öğretmenlik mesleği, Atatürk, cumhuriyet, barış, vatan sevgis, bayrak
sevgisi, milli bayramlar, dini bayramlar, toplumsal birimler, sevinç , üzüntü v.b.
Şiirleriniz hangi dergilerde yayımlandı? Mahlasınız nedir? Mahlasınızı kim verdi?
Kültür Çağlayanı Dergisi, Âşıkça Dergisi, MESAM Vizyon Dergisi,Yol Dergisi,
Ozanlar/Âşıklar Antolojisi ve 2020 Halk Şairler Antolojisi’nde, İLESAM Ansiklopedisi,
Cumhuriyet’in 100. Yılında “Atatürk Ve Cumhuriyet Şiirleri Güldestesi”,
“Vatan Konulu Şiirler Antolojisi”nde “Vatan” adlı şiirim Türkçe ve İngilizce olarak yer
almıştır. Azerbaycan’da yayımlanan, “Türk Şeirinde Eşq” ansiklopedisinde “Aşk
Benliğimdir” şiirim Azerbaycan Türkçesiyle yer almıştır.2008 yılından beri köşe yazarı
olduğum birçok yerel gazetede konusuna göre makalelerimde zamanla şiirlerime de yer
vermekteyim.
Şiirlerimde kısa bir süre “Gülüm” mahlasını kullandım. Daha sonra “Gülüm Ana” mahlasını
kullandım ve kullanmaktayım. Mahlasımı eşim, eşitim Âşık Selahattin Dündar üstadımdan
aldım.
Sanatınızda sizi besleyen ilham kaynaklarınız nelerdir?
Doğum yerim olan Kars; âşıklar, şairler ve kültürel zenginliklerin bol olduğu illerden biridir.
Bu kültür ortamında yöre insanları gibi ben de etkilendim. Kars Cilavuz Öğretmen Okulu
beşinci sınıftayken okul yönetimi halk ozanları konseri düzenledi. Konsere katılan halk
ozanlarından hatırladıklarım;
Mevlüt İhsani, İlhami Demir, Rüstem Alyansoğlu, Şeref Taşlıova, Murat
Çobanoğlu...Etkinlikte okunan şiirler ve türkülerden oldukça etkilenmiştim.
Ayrıca eşim şiir ve bağlama üstadım, Âşık Selahattin Dündar en büyük ilham kaynağım oldu.
Bağlama ve halk müziği ile tanışmanız nasıl oldu. Bu süreçten bizlere bahseder misiniz?
İlk önce ortaokul ve lise devresinde yani öğretmen okulunda müzik derslerinde enstrüman
olarak mandolin çalıyorduk. Özellikle “Sevgi Güneşi” şiir kitabım yayımlandıktan sonra
bağlama çalmayı öğrenmeğe başladım ve öğrenmeye devam ediyorum. Kendi eserlerimden
bağlamamla çalıp söylemeye çalışıyorum. Bağlama hocam Âşık Selahattin Dündar’dır. 2022
yılında 25 dolayında şiirim birçok üstat tarafından bestelendi.
Ankara ve Kars yöreleri ile ilgili bildiğiniz beğendiğiniz türkülerin hikâyelerini değerli
okuyucularımıza anlatmak ister misiniz?
Bildiğim çok sayıda öykülü türküler bulunmaktadır. Ankara ve Kars yöresinden birer tane
türkünün öyküsünü anlatmak istiyorum.
Ankara Yöresinden;
Güvercin Uçuverdi (Misket) Türküsünün Öyküsü
Ankara’nın meşhur elmalarından bir elma olan misket elmasından adını alan türkünün öyküsü
şöyledir: Evlerinin önündeki misket ağacına çıkıp, yol gözlediği için ve biraz da ufak tefek
olduğu için sevdiği Osman Efe tarafından Misket takma adıyla çağrılmaktadır. Asıl adı
Huriye olan Misket, Osman Efe’ye ölesiye vurgundur. Osman Efe’de Misketi canının feda
edecek kadar çok sevmektedir.
Günlerden bir gün, Ankara’da yiğitliği meşhur Kır Ağa, Huriye’yi çeşme başında görür ve o
anda vurulur. Birkaç gün içinde Misket’i istemeye elçi gönderir.

Osman Efe ile Kır Ağa meseleyi kendi yöntemlerince çözmeye karar verirler ve karşı karşıya
gelirler. Kazanan kim olursa, Misket onun olacaktır. Nihayet iki rakip karşılaşırlar. Fakat Kır
Ağa, Osman Efe’nin yiğitliğini kabullenir ve meydandan çekilir. Çekildiğini bildirmek için de
arkadaşları ile birlikte Misket’in evlerine doğru yürümeye başlarlar. Olup biteni elma ağacının
üzerinden ve misket elmalarının arasından seyreden Misket, kalabalığın arasında sevdiği
Osman Efe’yi görmeyince üzüntüden gözü kararır, kalbi durur ve elma ağacından düşerek
yere çakılır. Bunu haber alan Osman Efe, yıldırım hızıyla gelir ve ellerini başlarının arasına
alarak meşhur; “Güvecin Uçuverdi” veya diğer adıyla “Misket” türküsünü yakar. Bu türkünün
sözleri ve nakarat kısmı zamanla değişerek, bugünkü halini alır. Ankara/Hamam Önünde,
Atatürk zamanından beri saz yapım ustası olan Merhum Mehmet Cihan’ın ilettiği Türkü
sözlerinin orijinali şöyledir:
Güvercinim uyur mu
Çağırsam uyanır mı
Misket orda ben burda
Buna can dayanır mı
Oy farfara farfara
Ateş düştü şalvara
Ağzım dilim kurudu
Kız yalvara yalvara
Güvercin uçuverdi
Kanadın açıverdi
Yar orada ben burda
Buna can dayanır mı
Oy farfara farfara
Ateş düştü şalvara
Ağzım dilim kurudu
Kız yalvara yalvara
Caminin ezanı yok
İçinin düzeni yok
Çok memleketler gezdim
Misketten güzeli yok
Oy farfara farfara
Ateş düştü şalvara
Ağzım dilim kurudu
Kız yalvara yalvara
Daracık daracık sokaklar
Kızlar misket yuvarlar
Erisinde çürüsün
Kız seni öpen dudaklar
Oy farfara farfara
Ateş düştü şalvara
Ağzım dilim kurudu
Kız yalvara yalvara
Kaynak kişi: Âşık Selahattin Dündar
Kars Yöresinden;
“Zübeyda Hala”
Kars ve civarı köylerinde yaşayan yoksul bir kadın olan Zübeyde Hala’nın var yok bir tavuğu
varmış. Bir gün kümese gittiğinde tavuğunun olmadığını görüyor. Dizlerine döve döve bir
türkü yakıyor.O asıl ben vekil bakalım Zübeyde Hala ne demiş ? Size neler aktaracağım?

Benim tavuğum ağdı balam
Derisi dolu yağdı balam
Düneyin bu zaman sağdı balam
Seni yanasın töyuğu çalan
Oklanasan töyuğu çalan
Benim toyuğum çil çil idi
Kanatları tel tel idi
Töyuğ değil bir fil idi
Seni yanasın töyuğu çalan
Oklanasan töyuğu çalan
Zübeyde Hala gitti dama
Göz gezdirdi dört bir yana
Dizini dövdü yana yana
Seni yanasın töyuğu çalan
Oklanasan töyuğu çalan
Kaynak kişi: Âşık Selahattin Dündar
Size göre halk şairi nasıl olmalıdır? Hangi etkinliklere katılmalı hangi derneklere
katılmalı hangi ödüllere sahip olmalı nasıl bir yol izlemelidir?
Toplumda bilinen “Halk Şairi” usta çırak ilşkisiyle yetişen şairlerdir. Şiirlerinde mutlaka
mahlas kullanır. Halk şairlerinin şiirleri, halk şiirinin tüm özelliklerini yansıtır. Halk şairleri
sazı eşliğinde şiirlerini sözlü olarak söylerler. Doğaçlama (irticalen) söz söyleyebilir.
Geçmiştekiler okuma yazma bilmezlerdi. Âşık edebiyatından beslenirlerdi.
Bana göre yukardaki özellikleri bulunan bunun üzerine de eğitimli olan, fakülte, yüksek okul
çıkışlı, hatta mastırlı olan halk şairleri, bilgilerinden de beslenerek daha da başarılı olur.
Bilgili olması, eğitimli olması usta-çırak ilişkisiyle yetişmesine engel değildir. Bunun en iyi
örneğini yaşamaktayım. Eşim Âşık Selahattin Dündar fakülte mezunudur. Âşıklık
geleneklerinin en iyi temsilcilerindendir. Bilgisi hiçbir zaman olumsuzluk oluşturmadı.
Üstelik ben de fakülte mezunu olarak usta-çırak ilişkisiyle yetiştim. Ustam eşim Âşık (Özaç)
Selahattin Dündar’dır.
Şairler, kültürel etkinliklere, kültür içerikli derneklere katılmalı ki bilgisine bilgi katmış olsun.
Ödülün, sanatçıyı yüreklendirdiği uzmanların görüşüdür. Sanatçıların düşünceleri de bu
doğrultudadır. Gerçekten biz yazarlar, şairler ve sanatçılar ödülle taltif edildiğimizde,
motivasyonumuzu artmış hissederiz. Mutluluk duygularımız kabarır. Daha çok üretmek, daha
çok çalışmak, topluma çok daha fazlasını vermek isteriz. Kadir kıymet bilindiğini fark ederiz.
Sırtı sıvazlanan, bir çocuk gibi hissederiz kendimizi. Bu da pozitif enerjimizin artmasını
sağlar.
Alınan ödül ve dereceler insana bir sorumluluk yükler, daha çok olgunlaşmasına yardımcı
olur. Ödüller ve dereceler; sanatçının, sanat katarının önüne koşulan, ek bir lokomotif gibi,
farkındalık oluşturur.  Bir başarı ve katkı sonucunda, sanatçının aldığı her çeşit taltif belgesi,
ödül ve dereceler,  basamakları daha hızlı tırmanmasına katkı sağlar.
Şairler, yazarlar ve sanatçılar, toplumun önündeki aydın insanlar olduğuna göre; ataların
deyimiyle; "Marifet iltifata tabidir. Elbet… Ben de bu düşüncedeyim ve sonuç olarak
diyorum ki: “Ödül ve taltif her başarının hakkıdır. Başarı ödülsüz, ödül başarısız olamaz.”
Bana göre en büyük ödül şairin eserlerinin toplum tarafından kabul görmesidir. Şiirlerin
sürpriz bir şekilde başka sanatçılar tarafından bestelenmesidir. Yarışmalarda derece almasıdır.
Sevgi Güneşi şiir kitabım yayımlandıktan sonra okurlarım tarafından çok güzel dönüşler oldu.
Yazarlarımız, şairlerimiz tarafından beğeni ile okuduğum, mutlu olduğum sürpriz tanıtım

yazıları yazıldı. Kişinin kendisini tanıtması, kendi hakkında tanıtım yazısı yazması oldukça
zor bir olaydır, ya da bana öyle geliyor.
Yazar /Şair Kazım Öztürk, “Songül Dündar ‘Gülüm Ana’ Ve Sevgi Güneşi” başlıklı tanıtım
yazısında der ki; Gülüm Ana/Songül Dündar, heceyi, kafiyeyi ve uyak (ayak)’ı ustaca
kullanmaktadır.
Yazar/ Şair Sibel Unur Özdemir’in “Sevgi Güneşi” şiir kitabımın tanıtım yazısından bir
paragrafı aktarmak istiyorum.
‘Kitabın “Sunuş” yazısıyla selamlıyor okurlarını önce Songül Dündar. Sonra Halk Ozanı
Hasan Kaplani, Özaç Selahattin Dündar, Prof. Dr. Hayrettin İvgin, Halk Kültürü Araştırma
Kurumu Başkanı İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Araştırmacı Yazar Nail Tan, “Sevgi Güneşi” ve
“Songül Dündar”ın kalemi hakkındaki duygu ve düşüncelerini paylaşıyor okurla. Sözlerine
başlamadan önce “halk şiirinde yeni bir nefes” yüce bir dağın altındaki cevher “Songül
Dündar bir şairdir şiir deryasında rastladığım şair şeklinde tanımlıyorlar Gülüm
Ana
Kayıtlı olduğunuz meslek birlikleri, dernekler var mıdır? Varsa adlarını yazar mısınız?
Kişiliğim ve toplumuma karşı duyduğum sorumluluk bilincimin gereği olarak; sosyal yönden
de birçok kurum ve kuruluşlarda yer almış bulunmaktayım. Bunlardan bazıları:  MESAM ve
İLESAM meslek birlikleri, “ Halk Kültürü Araştırma Kurumu (HAKAK) Üyesi” ve “Dünya
Söz Akademisi Derneği (DÜNSAD) Üyesi, Uluslararası Sanat ve İlim Derneği (USİD)
üyesiyim.
Ayrıca ‘Âşıkça Dergisi’ ve ‘Kültür Çağlayanı’ dergisi yazı kurulundayım. ‘MESAM Vizyon’
dergisi danışma kurulu üyesiyim.
Buradan takipçilerinize neler söylemek istersiniz?
Her zaman yanımda olan, bana güven veren, çalışma azmimi artıran kıymetli okurlarıma,
takipçilerime çok çok teşekkür ederim.

Türk Halk Kültürü Araştırma Kurumu Ödül Törenimden
“Türk Halk Kültürüne Hizmet Ödülü”

HABER MERKEZİHABER MERKEZİ

YORUMLAR