Bilindiği üzere tüm hafta ülke gündeminde yer alan ve özellikle hukukçuları da yakından ilgilendiren bir olay meydana geldi. Ünlü şarkıcının aylar önce sahnede söylemiş olduğu sözlerin videosunun anlamsızca ortaya çıkması sebebiyle yapmış olduğu bu eylem kapsamında geçen hafta umulmadık şekilde tutuklandığını hayretle izledik. Öncelikle dört ay önce söylenmiş olan sözlerin bir anda ortaya çıkarılması yeterince şaşkınlık vericiyken sonrasında hukuk alemini alt üst eden bir tutuklama ile sonuçlanması daha da şaşırtıcıydı. Nitekim bakıldığında ortada bir yanlışlık, hata ya da adına her ne deniliyorsa olumsuz bir eylem var bu tartışılmaz tabiki ancak bununla ilgili bir pişmanlık ve buna bağlı olarak özür dileme durumu da söz konusu. Buna rağmen sonucun da bu şekilde vahim olması aslında hukuk eğitimi alırken öğrendiklerimizin neredeyse tamamının değişebileceğinin göstergesi oldu. Günlerdir gerek hukuk sitelerinde gerek haber kanallarında gerekse sosyal medyada tüm hukukçuların yorumlarıyla tutuklamanın bir tedbir olduğunu ve üst sınırı tutuklama dahi olmayan bu suç kapsamında sanatçının tutuklanmasının kanuna ve hukuka aykırı eylem olduğunu sanırım herkes öğrendi. Yapılan eylemi asla desteklememekle birlikte gerçekten nasıl böyle bir karar verildiğine hala inanabilmiş değilim. Bir çok tutuklanması gereken taciz eden, tecavüz eden, canice kadınlarımızı çocuklarımızı insanlarımızı öldüren insan adı altında varlıklar varken bu kişilerin adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılırken üst sınırı tutuklama ile sonuçlanmayacak bir eylemin sonucunda nasıl olur da tutuklama verilir bilemiyorum. Bu yaşananlar neticesinde tüm müvekkillerime asla net bir bilgi vermeyişimin doğru olduğunu bir kez daha anladım ve eminim onlar da anlamıştır. Çünkü her müvekkil bir netlik ister bir sonuç ister, ‘bu suç sonucunda benim cezam ne olur’, ‘bu davayı kazanabilir miyiz’ diye mutlaka sorar ve ben aynı suç kapsamında ‘KANUNEN TUTUKLAMA OLAMAZ’ veya ‘davayı kazanırız/kaybederiz’ demem gerekirken her zaman ‘takdir mahkemenindir’ diyorum ve iyi ki de böyle diyorum. Benim baş ucu kitaplarım olan kanunlar bile değişkenlik gösteriyor görüldüğü üzere ya da elbette verilen karara ilişkin vardır bir gerekçe diyerek bir kaçış noktası seçiyorum. Neyse ki yapılan tutukluğa itiraz neticesinde az önce sanatçının tahliye edildiğini ve adli kontrol hükümlerinden olan konutunu terk etmeme şeklinde ev hapsi verildiğini öğrendim. Bu sonucun da ağır ya da hafif olduğunu tartışmadan en azından bir şekilde bir şeylerin düzeltilmeye çalışıldığını görmek beni istemsizce mutlu etti. Olan ise üç gün boyunca annesiz kalan bir çocuğa ve neye uğradığını şaşıran sanatçı Gülşen’e oldu sanırım. Biz hukukçular, ‘hukuk istiyoruz, adalet istiyoruz’ diye pankartlar açarken tam olarak bunu anlatmaya çalışıyorduk işte. Mahkeme koridorlarında verdiğimiz yalnızca bir mücadelenin gözler önüne serilmesiydi bu ve ne yazık ki hukukta kanaatimce yine sınıfta kaldık..Geçmiş olsun ve son olsun dileklerimle …