Öncelikle yıllar önce yayın hayatına başlamış ancak bir süre ara vermiş olan MEDYACARK
ailesinin yeniden sevenlerine ve okuyucularına merhaba demesini büyük bir mutlulukla
öğrenmiş bulunmaktayım ve özellikle bu aile içerisinde yer almaktan büyük kıvanç
duyduğumu da ayrıca belirtmek isterim.
Daha önceki yazılarımı okuyanlar şahsımla ilgili genel bilgileri bilecektir elbette ki ancak
kısaca kendimi tanıtmak ve bundan sonraki yazılarımı okuyup genel olarak ülkemiz
gündeminde ve alanım olan hukuk aleminde neler olduğunu birlikte takip etmeyi sizleri de
davet etmek isterim..
İlk olarak belirtmek isterim ki, naçizane hukuk eğitimi alarak ve gerekli aşamalardan geçerek
Avukatlık mesleğine azımsanmayacak bir süre öncesinde adım atmış bulunmaktayım. Aslında
bakıldığında üstadlarım gibi yıllara dayanmış bir tecrübem olmamakla birlikte gerçek
anlamda ilginç ve türlü alanlarda davaların tarafıma gelmiş olduğunu düşünürsek
azımsanmayacak ölçüde bir vakit harcamışlığım var bu derya deniz olan hukuk alanında..
Bunun yanı sıra halihazırda bir de Sosyoloji eğitimi ve bununla birlikte Psikoloji eğitimi
aldığım düşünüldüğünde aslında sürekli “insan”la meşgul olduğum ve bu alanda kendimi
geliştirmeye çalıştığımdan da bahsedebiliriz aslında..
Nitekim bakıldığında yaptığımız her işin “insan” ile ilgili olduğu ve bir çok meslek gibi benim
mesleğimin de “insanı dinlemekten” geçtiği de aşikardır. Bu nedenledir ki şahsi fikrimce en
zor ama bir o kadar da keyifli bir meslek grubunun içerisindeyim. Herkes tarafından
bilinmektedir ki “avukata derdi olmayan gelmez”.. Gerçekten de öyle bakıldığında ve bu
açıdan inanılmaz zor bir meslek olduğunu da belirtmek isterim. Herkesin derdi zor, herkesin
işi en önemli ve herkes kendine göre haklı.. Aslında konu tam olarak da bu: Herkes, kendine
göre haklı! Galiba problem de burada çıkıyor.. Çünkü herkesin kendine göre haklı olduğu bir
ortamda ne yazık ki “kaos” çıkıyor ve çözülmesi de biz Avukatlardan bekleniyor.. Elbette ki
çözmek bizim görevimiz ancak unutulan şu ki “bu ülkede Kanunlar var ve yapabileceklerimiz
ne yazık ki sınırlı”. İşte bu durum toplum nezdinde bir düzene oturtulduğunda eminim ki her
şey olmasa da bir çok şey daha kolay hale gelecek. Ancak bu mümkün mü ? İşte burada tam
da kocaman bir soru işareti beliriyor..
Aslında kısaca yeni yayın dönemine merhaba yazısı yazmak isterken bile bir çok soruna
değinmiş olduk ki bunları çözmek için burada olacağız. Gördüğünüz üzere bizde konu da
sorun da bitmeyecek gibi.. Bu yüzden bu soruları ve konuları ele alarak bir nebze de olsa
çözüm bulabilmek ve akıllardaki sorulara cevap olabilmek adına bundan sonra her hafta yeni
yazımla karşınızda olacağım..
Şimdiden keyifli okumalar..