Sosyal çevre kurmak, insanın temel ihtiyaçlarından biridir. Ancak bu ihtiyaç, günümüzde dijital platformlar üzerinden karşılanmaya çalışılıyor. Tinder’dan Linkedin’e, İnstagram’dan Telegram gruplarına kadar uzanan dijital bir sosyalleşme ağı kurduk. Herkes birbirine ulaşabilir ama kimse kimseyi gerçekten tanımıyor. Çünkü insanlar, önce kendilerini tanımadan başkalarına yöneliyor. Ve işte tam burada büyük bir yanılgı başlıyor.
Sosyal medya, gerçek bağların yerini tutamazGünümüzde “iletişim kurmak” ile “etkileşime geçmek” birbirine karıştırılıyor. Beğeniler, yorumlar, takipçi sayıları... Bunlar yüzeysel bağlantılardır. Gerçek dostluklar, derinlik ister. Bir fotoğrafı beğenmek kolaydır ama bir insanın acısını paylaşmak zaman ve empati gerektirir.
Sosyal medya uygulamaları, bireylere yeni insanlar tanıma fırsatı sunuyor gibi görünse de, çoğu zaman sadece daha fazla yüzeyselliğe neden oluyor. Bir anda yüzlerce kişiyle tanışabiliyor, gruplara katılabiliyorsun. Fakat kötü bir gün geçirdiğinde sana içtenlikle “Gerçekten nasılsın?” diye soracak kaç kişi var o listede?
Kendini tanımadan kurulan bağ, bir ilüzyondurİnsan, kim olduğunu bilmeden kurduğu her ilişkiyle bir başkasının hayatına sürüklenir. Kendi değerlerinden, sınırlarından habersiz biri, karşısındakine uyum sağlamak için kendini değiştirmeye başlar. Bu durum, kişisel bütünlüğü bozar. Ve zamanla kişi, kendi kimliğini kaybeder.
Öz farkındalık, sağlıklı sosyal çevre kurmanın temelidir. Kendini tanımayan biri, neye ihtiyacı olduğunu da bilmez. Bu nedenle, tanıştığı her insanın etkisiyle şekillenir. Bir gün bir partide sosyal bir karakter, ertesi gün bir iş grubunda sessiz bir gölgeye dönüşebilir. Bu da gerçek bağ kurmayı imkânsızlaştırır.
Yalnızlık, dijital kalabalıkta daha da büyürBinlerce takipçin olabilir. Her gün farklı kişilerle mesajlaşabilirsin. Ama iç dünyan boşsa, bu kalabalıklar seni daha da yalnızlaştırır. Çünkü kimse seni gerçekten sen olduğun için sevmiyordur; sadece gösterdiğin versiyonuna bağlanmıştır. O versiyon ise genellikle maskelenmiş, filtrelenmiş ve idealize edilmiştir.
Gerçek sosyal çevre, yalnızca kendinle barıştığında, kendini tanıdığında mümkün olur. O zaman kurduğun ilişkiler de daha gerçek, daha kalıcı ve daha samimi olur.
Not: Bağ kurmadan önce içe dönDijital sosyalleşme araçlarını tamamen reddetmek elbette gerekmez. Ancak bu araçları sağlıklı kullanmanın yolu, önce kendini tanımaktan geçer. Kendi duygularını anlayan, ihtiyaçlarını bilen, sınırlarını çizebilen biri için dijital dünyadaki ilişkiler çok daha anlamlı hale gelir.
Unutma: Kendini tanımadan çıktığın her yolculuk, seni başkasının hikâyesine figüran yapar. Ve en tehlikeli yalnızlık, tam da bu noktada başlar.
Görüşleriniz Bizim İçin Değerli
Fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz bize güç katıyor.
Sizden gelecek her geri bildirim, yolculuğumuzda bize ışık tutuyor.
Hüseyin Güner
E-Posta: info@huseyinguner.com.tr