Bir şeyi anlamakta gerçekten zorlanıyorum...
Bu şehir yıllardır basketbolun yeniden ayağa kalkmasını bekledi.
Bekledi de ne oldu?
Takım çıktı, mücadele etti, şampiyon oldu.
Bu şehir yeniden basketbol konuşmaya başladı.
Tam "işte şimdi başlıyoruz" derken...
Yine aynı filmi mi izliyoruz?
İnsanın aklı almıyor.
Şampiyon olmuş bir takımın hocası gider mi?
Oyuncuları birer birer valizini toplar mı?
Şehir yeni sezonu konuşacağına, "Kim kaldı, kim gitti?" hesabı yapar mı?
Demek ki ortada konuşulması gereken ciddi bir mesele var.
Kimse çıkıp da "Her şey yolunda." demesin.
Çünkü yolunda olsaydı bugün bunları konuşmazdık.
Bakın...
Para önemlidir.
Ama güven ondan da önemlidir.
Bugün cebinizde para olmayabilir.
Ama verdiğiniz sözün arkasında duruyorsanız, insanlar sizinle yürür.
Güveni kaybettiğiniz gün ise cebiniz dolu olsa bile kimse size inanmaz.
İşte korktuğum nokta tam da burası.
Basketbol camiası küçük.
Bugün Sakarya'da yaşananı İstanbul da biliyor, İzmir de biliyor, Ankara da biliyor.
Menajer biliyor...
Oyuncu biliyor...
Antrenör biliyor...
Siz duyurmasanız bile basketbol dünyası zaten duyuyor.
Sonra dönüp "Neden oyuncu gelmiyor?" diye sormanın da bir anlamı kalmıyor.
Bir başka gerçek daha var.
Zaman...
Kimsenin beklemediği tek şey zamandır.
Rakipler kadrolarını kurmuş.
Transferlerini bitirmiş.
Kamplarını planlamış.
Biz hâlâ nereden başlayacağımızı konuşuyoruz.
İşte bu yüzden endişeliyim.
Çünkü geç kalınan her gün, lig başlamadan haneye eksi puan olarak yazılır.
Kimseyi suçlamak için yazmıyorum.
Ama kimsenin de bu tabloyu normal göstermesine razı değilim.
Bu şehir basketbolu hak ediyor.
Bu şehir mücadeleyi hak ediyor.
Bu şehir verilen sözlerin tutulmasını hak ediyor.
Şampiyonluk öyle kolay kazanılmıyor.
Bir sezon boyunca alın teri dökülüyor.
Emek veriliyor.
Fedakârlık yapılıyor.
Sonra ne oluyor?
O emek, birkaç haftada dağılıp gidiyor.
İnsan gerçekten sormadan edemiyor...
Bu kadar emek bunun için miydi?
Sakarya'nın artık laf değil, icraat görmeye ihtiyacı var.
Çünkü basketbol sahada kaybedilirse, yeniden kazanabilirsiniz.
Ama şehir umutlarını kaybetmeye başlarsa...
İşte onun telafisi çok zordur.
Son sözüm şu...
Şampiyonluğu kutlamak birkaç gün sürer. Ama şampiyonluğa sahip çıkmak, işte asıl yöneticilik orada başlar. Bugün herkesin kendine sorması gereken soru da tam olarak budur; bu şampiyonluğa gerçekten sahip çıkıldı mı?















