“VASIFSIZ DEDİKLERİNİZ, DÜNYAYI TEMİZ TUTAN GERÇEK VASIFLILARDIR!”

Yalçın Kaynak

19-10-2025 11:18

Kim vasıflı, kim vasıfsız? İş dünyasında vasıflar neye göre, kime göre belirleniyor? Sadece tahsilli olmak, belge sahibi olmak, meslek sahibi olmak mı vasıf sayılıyor? Peki bu vasıfları taşımayanlar neye göre “vasıfsız” ilan ediliyor?

Bana göre, Türkiye’de ve hatta tüm dünyada en vasıflı insanlar, dünyanın büyük bir çoğunluğunun “vasıfsız” olarak gördüğü kişilerdir: Temizlik işçileri.

Belediyelerdeki temizlik işçileri, hastanelerde gece gündüz hijyen sağlayan personeller, okullarımızda çocuklarımızın sağlığı için uğraşan temizlik görevlileri ve evlere temizliğe giden emekçiler…

Bir tık daha ötesine geçiyorum: Ev hanımları. Evinin içindeki her şeyden sorumlu olan, düzeni, hijyeni, yaşam kalitesini sürdüren gerçek kahramanlar…

Bu insanların hepsi, toplumun gözünde “vasıfsız” sayılıyor. Ama düşünün; “temizlik” denince akla ne gelir? Sağlık. Temizlik nedir? Mikroplardan arınmak, korunmak, hijyenik bir yaşam sürmek.

Temizliğin olmadığı yerde ne hastaneler güvenlidir, ne okullar, ne resmi kurumlar, ne de sokaklar. Pandemi döneminde tüm dünya bu gerçeği çıplak gözle gördü. O dönemde “kahraman” ilan edilen sağlık personelleri, gerçekten terinin son damlasına kadar bu unvanı hak etti. Allah hepsinden razı olsun, eksikliklerini göstermesin. Ama o kahramanlık hikâyesi eksik yazıldı.

Pandemi sürecinde, sağlık çalışanlarının fedakârlıkları kadar önemli — belki de onlardan bir adım önde — başka kahramanlar vardı: Temizlik personelleri.

Hastanelerde mikrobun en yoğun olduğu alanlarda — acil servislerde, pansuman odalarında, yoğun bakımlarda, ameliyathanelerde, tuvaletlerde ve koridorlarda — herkes mikroptan kaçarken, onlar virüsün tam ortasına girip her şeyi göze alarak temizlik yaptılar. Birçoğu bu süreçte hastalandı, hayatını riske attı, ama işini bırakmadı.

Hastanelerin dışına çıkalım. Dünyanın tüm şehirlerinde yaşamın devam etmesini sağlayan bir başka kahraman ordusu var: Belediye temizlik işçileri. İnsanların evlerine kapandığı, kendi aile bireylerinden bile uzaklaştığı o karanlık günlerde, onlar sokak sokak gezip çöp topladılar. Biz eldivenle, parmak ucuyla tuttuğumuz çöpleri kapı önüne koyarken; onlar o virüslü poşetleri elleriyle alıp kamyonlara yüklediler.

Yetmedi, şehirleri deterjanlı sularla yıkadılar; caddeleri, kaldırımları, çocuklarımızın yeniden yürüyebileceği hale getirdiler. Okullardaki temizlik personelleri de aynı şekilde, her sabah yüzlerce öğrencinin sağlığı için sessiz bir mücadele verdi. Sınıfları, koridorları, tuvaletleri dezenfekte ettiler. Bir çocuğun hastalanmaması için, sabahın ilk ışıklarından akşamın geç saatlerine kadar çalıştılar. Onlar olmasa okullar kapanır, eğitim dururdu.

Ben bir emekli belediyeci olarak söylüyorum: Bu insanların emeğine yıllarca yakından şahit oldum. Ve ne yazık ki, yıl sonu maaş ayarlamalarında bu kahramanlara yapılan muamele “vasıfsız eleman” muamelesiydi. Bu büyük bir haksızlıktır.

İş kollarında “vasıf kriterleri” belirlenirken sadece tahsil durumuna, mesleki bilgiye göre değil; insani şartlar, çalışma ortamı, risk oranı ve toplumsal katkı da dikkate alınmalıdır. Kimsenin yapmaya cesaret edemediği, herkesin kaçtığı bir işi yapan bu insanlara bir “vasıf” ismi bulunmalı. Ve yaptıkları bu kutsal işin karşılığı, pek çok iş kolunun üzerinde olmalıdır.

Unutmayın: Günün sekiz-on saatini insanların kirlettiği ortamları temizlemekle geçiren bu kahramanlar, en az sağlık personelleri, profesörler, amirler, memurlar kadar — hatta çoğundan daha fazla — vasıflıdır.

Gerçek temizlik onların elindedir. Ve aslında tertemiz olan onlardır; kirli olan bizleriz. Bunu pandemi bize apaçık gösterdi. Bir ay boyunca bu kahramanlar ellerini çekselerdi, emin olun hastanelerde, okullarda, belediyelerde kendi mikrobumuzda boğulup giderdik.

Son söz: Temizlik işçisi, okul görevlisi, hastane personeli, ev hanımı… Hepsi insanlığın görünmeyen kahramanlarıdır. Onlara “vasıfsız” demek, aslında insanlığın kendi ayıbını itiraf etmektir.

Saygılarımla...

DİĞER YAZILARI "NEDEN ALİ İNCİ?" 01-01-1970 03:00 "HALKIN İÇİNDE OLMADAN HALK ANLAŞILAMAZ!" 01-01-1970 03:00 Bir Adım Geri Çekil Vekil Ali: "Bırak İzini Silemesinler!" 01-01-1970 03:00 "Bir Kaymakam Geldi, Makam Halkın Kapısı Oldu" 01-01-1970 03:00 "NE OLUYOR BU ÜLKEDE?" NE OLUYOR BU ÜLKEDE? 01-01-1970 03:00 "Emekli Bir Belediye Çalışanının Duygu ve Düşünceleri ve de Basına Çağrısı" 01-01-1970 03:00 BELEDİYECİ ARKADAŞLAR… 01-01-1970 03:00 "KOLTUK SEVDASININ KÖR ETTİKLERİNE…" 01-01-1970 03:00 "Kudret Holat: Bir Muhtardan Çok Daha Fazlası!" 01-01-1970 03:00 "Neden bizde hep vaat siyaseti kazanır?" 01-01-1970 03:00 HENDEK SİYASETİNDE “AKIL TUTULMASI” VE GÖLGE OYUNLARI 01-01-1970 03:00 Hendek'te seçimlerin kaderini Hendek Belediyesi Personeli Belirler 01-01-1970 03:00 HENDEK'TE YİNE BALIN PEŞİNDE KANATLI KARINCALAR! 01-01-1970 03:00 Biri kazandı Hendek kaybetti 01-01-1970 03:00 Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner! 01-01-1970 03:00 Dualı çayırlardan, beddualı çayırlara! 01-01-1970 03:00 Hangisi daha kaliteli: Lig Güreşleri mi? Yerel Güreşler mi? 01-01-1970 03:00 Ne Rıza, Ne de Ali! 01-01-1970 03:00 HAYRET EDİYORUM, AKLIM ALMIYOR! 01-01-1970 03:00 Devlete açık mektup! 01-01-1970 03:00 Yörük Ali Destanı 01-01-1970 03:00 Neden? Makam sahibi ve para babaları önünde boyun eğenler var? 01-01-1970 03:00 NİYET OKUYUCULAR! 01-01-1970 03:00 Toroslara mı çıktın Ali? 01-01-1970 03:00 Ne olmak, ne olmamak gerek? 01-01-1970 03:00 Vekillere mektup var! 01-01-1970 03:00 Merak ediyorum ve soruyorum! 01-01-1970 03:00 MİNDERDE PEŞREV ÇEKEN TÜRK 01-01-1970 03:00 Ne yaptın sen Mustafa? 01-01-1970 03:00 Yakışır Karapürçek'e 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin gözü, kulağı Sakarya'da. Sakarya'nın siyasileri, hamileri, abileri, nerede? 01-01-1970 03:00 KİM KAZANDI? KİM KAYBETTİ? 01-01-1970 03:00 İçimden geldi okumasanız da ben yazayım! 01-01-1970 03:00 Sözüm güreş camiasına 01-01-1970 03:00 Yanlış Yer, Yanlış Zaman Başpehlivanlar 01-01-1970 03:00 Şapkalı amca sen haklısın, İsmail Pehlivan sen de haklısın 01-01-1970 03:00 Pehlivana sen gel, sen gelme denilirmiş! 01-01-1970 03:00 Ne umduk ne bulduk 01-01-1970 03:00 Ters köşe yaptın sen beni başkan! 01-01-1970 03:00 Şampiyon burada Hendek'li nerede? 01-01-1970 03:00 Orada bir usta var çok uzakta 01-01-1970 03:00 Cemil'e imkânsız de! 01-01-1970 03:00 Pehlivan! Geliyor gelmekte olan 01-01-1970 03:00 Sözüm kim'e? 01-01-1970 03:00 Sizce kim haklı? 01-01-1970 03:00 KEMER KİMİN? 01-01-1970 03:00 KİM BU DEMİR ADAM 01-01-1970 03:00 KARA YILAN OSMAN AYNUR 01-01-1970 03:00 Gölcük'lü Nedim Pehlivan 01-01-1970 03:00 Altı yapısı olmayanın, üst yapısı sağlam da değildir 01-01-1970 03:00 O bir koca yörük 01-01-1970 03:00 Yine Samsun ve yine bir yiğit 01-01-1970 03:00 KOCA USTA GAZANFER KAHVECİ 01-01-1970 03:00 Faruk Akkoyun Pehlivan 01-01-1970 03:00 Onlar Ailecek Pehlivan: Anne, Baba, Oğul Pehlivan 01-01-1970 03:00 Yağlı güreş ve usta 01-01-1970 03:00 Bir ol da gel 01-01-1970 03:00 Pehlivan Yatağı Samsun (Fatih Atlı) 01-01-1970 03:00 Çay Ocağından Er Meydanlarına 01-01-1970 03:00 Bizde Yiğitler Bitmez: "Sarı Dev Karamürsel'li Boşnak Hüseyin" 01-01-1970 03:00 Yağlı Güreş ve Askerlik 01-01-1970 03:00 Dün Mustafa Bük'tü, Bugün Recep Kara! 01-01-1970 03:00 Feda-Kâr Vefa-Kâr 01-01-1970 03:00 KİM BU KILICI TUTAN EL? 01-01-1970 03:00 Er Meydanlarımızı Pehlivansız Bırakma Başkanım 01-01-1970 03:00 DELİ HİKMET 01-01-1970 03:00 Kispet olursa, kısmet de olur! 01-01-1970 03:00 İsa'yı ararken, Musa'dan mı olduk! 01-01-1970 03:00 Yirmisinde Genç Aslan, Kırkbeşinde Yorgun Aslan 01-01-1970 03:00 KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 Birçok suçlu var, bir de suçsuz var, kim suçlu, kim suçsuz! 01-01-1970 03:00 DERDİMİZ BAĞCIYI DÖVMEK DEĞİL 01-01-1970 03:00 YAĞLI GÜREŞ VE BUKALEMUN 01-01-1970 03:00 CÖMERTLİK SADECE PARA İLE Mİ? GÜÇ İLE Mİ? MAKAM İLE Mİ? OLUR 01-01-1970 03:00 Kitabın ortasından konuşmaya devam edeceğiz 01-01-1970 03:00 Yoruldun be Ali! 01-01-1970 03:00 Feda "Kâr" 01-01-1970 03:00 Başpehlivanlık mı? Boşpehlivanlık mı? 01-01-1970 03:00 Vakti Geldiğinde Konuşacağız 01-01-1970 03:00