Medyacark Haber Sitesi
HV
16 HAZİRAN Salı 11:07

"Emekli Bir Belediye Çalışanının Duygu ve Düşünceleri ve de Basına Çağrısı"

Yalçın Kaynak
Yalçın Kaynak
Giriş Tarihi : 06-01-2026 10:11

Onları yargılamadan önce elini vicdanına koy. Onların ayakkabılarımızı giy; cesaretin varsa, gezdikleri tüm bu hizmet bekleyen yollarda yürü. Bir gün akşama kadar sadece şantiyede dur. Meselâ; taş kırma eleme tesisinin tozu, toprağı, gürültüsü içinde kal. Asfalt şantiyesinin kokusunu, tozunu toprağını yut. Kilit parke makinesinin kulakları yırtan, beyin zonklatan sesini dinle. Beton santralinin çimento ve taş tozunu sol. İçine kilit parke taşıyan forklifçinin yanına otur. Beton santralini, taş kırma eleme tesisini besleyen lastikli loader operatörünün yanına bin; hiç durmadan hoplaya zıplaya, baş döndürücü şekilde malzeme taşımasına tanıklık et.

Yukarıdan siloları doldurup, aşağıdan —tabiri caizse— deli gibi kendi doldurduğu malzemenin kırılıp un ufak olmuş, toz hâline gelmiş hâlinin bu sefer kamyonlara yüklenişini seyret. Bu arada söyleyeyim; operatörün yanında oturmak kadar zor ve yorucu bir şey yoktur. Zaten ilk fırsatta aşağı atlar, kaçarsın. Bir gün garajda marangozhanenin ağaç tozunu yut. Diğer gün bakımhanede; biri gidip ikisi, üçü, beşi bakıma gelen kamyonların, iş makinelerinin egzoz dumanını yut. Akşama kadar demircinin kaynak dumanını sol. Sayıları bine yakın köpeklerin kokusunu içine çek; uyuzu, hastası, kuduzu olan köpeklerin bulunduğu barınakta dur. Bir gün de köylere yol yapmaya, karlı yolları açmaya git; operatörlerin, şoförlerin yanında yüreğin yetiyorsa, kalbin sağlamsa kal.

Bir gün temizlik işçisi arkadaşlarla kalk yatağından, sabah ezanı okunmadan. Hendek’in 92 mahallesinin çöpünü toplamalarını, merkez mahallelerin sokak ve cadde aralarını süpürmelerini seyret. Ev süpürmeye benziyor mu, kıyasla. Hendek’in çöp kokusunu içine çek. Bir gün sadece… Onlar bu işleri hiç durmadan, her gün yapıyor, yapacak. Sen yazsan da yazmasan da ömürleri böyle geçecek. Siz bu yazıyı okumaya tahammül edemezken, onlar bir ömür bu rutine sabredecekler. Siz olumlu ya da olumsuz yazsanız da… Vs. vs. vs. Sonra akşam otur, yaşadıklarını yaz.

Habercilik; niyet, hedef ve görüş ne olursa olsun, hak ve hakkaniyet zemininde yürütülmesi gereken ağır bir sorumluluktur. Bu sorumluluk yalnızca bilgiyi aktarmakla sınırlı değildir; emeği, insanı ve sonuçlarını da gözetmeyi gerektirir. Siyasi, şahsi ya da nefsî duyguların öne çıktığı; önünde ve ardında başka beklentiler taşıyan her haber, bir tarafı memnun ederken diğer tarafa telafisi zor yaralar açabilir.

Bu satırları bir gazeteci kimliğiyle değil; ömrünün büyük bölümünü belediye hizmetinde, sahada geçirmiş emekli bir belediyeci olarak kaleme alıyorum. Son günlerde hava muhalefeti nedeniyle açılmakta geciken yollar üzerinden yapılan tartışmaları izlerken, meseleyi masa başından değil; yıllarca karın, çamurun, gecenin içinde görev yapmış biri olarak değerlendirme ihtiyacı hissediyorum.

Hendek; 17 merkez mahallesi ve sonradan mahalle statüsü kazanmış 75 köyüyle, toplam 92 mahalleden oluşan zor bir coğrafyadır. Bu mahallelerin bir kısmına normal hava koşullarında dahi ulaşım 30–40 dakikayı bulurken, yoğun kar altında hizmet üretmenin ne anlama geldiğini sahada çalışan herkes çok iyi bilir.

Bu hizmeti yerine getirenler; bugün eleştirilerin hedefi hâline getirilen belediye çalışanlarıdır. Ve özellikle altını çizmek isterim ki bu insanlar Hendek’in kendi evlatlarıdır. Aynı sokaklarda büyüdüğümüz, aynı okullarda okuduğumuz, aynı sofraları paylaştığımız kardeşlerimizdir.

Son iki yıl içinde yaşanan iki ağır iş kazası hâlâ yüreğimizdedir. Bir kardeşimizi görev başında kaybettik; bir diğer kardeşimiz ise onlarca ameliyatın ardından iki uzvunu kaybederek hayata tutunmaya çalışıyor. Bunlar birer haber başlığı değil; bu kentin bağrından çıkan emekçilerin ödediği ağır bedellerdir. Bunun dışında kamuoyuna yansımayan pek çok yaralanma, hurdaya çıkan araç ve iş makineleri de bu mücadelenin sessiz tanıklarıdır.

Henüz kısa bir süre önce Hendek Belediyesi’nin, tam da bu tür olağanüstü şartlarda kullanılmak üzere iş makinesi ve araç alımı amacıyla borçlanma yetkisi talep ettiği kamuoyunun malumudur. Meclis toplantısında bu yetkinin, çözüm üretmekten ziyade anlık siyasi reflekslerle verilmemesi; bugün aksayan hizmetler üzerinden yükselen eleştirilerle birlikte ister istemez şu soruyu gündeme getirmektedir: O gün alınmayan kararın bedeli bugün kime ödetilmektedir?

Bu noktada, habercilik anlayışına dair bir hususu da vicdanen dile getirmek zorundayım. Geçmişte belediye binasının koridorlarında; yazın serin, kışın sıcak odalarda, deri koltuklarda oturup hazır bilgiyle haber üreten bir konfor alanına alışmış bazı anlayışların; yönetim değişikliğiyle bu alanın ortadan kalkmasından duyduğu rahatsızlığın, bugün sahaya inmiş gibi görünen ama özü itibarıyla menfi ve nefsî bir dil üreten haberlere dönüştüğünü üzülerek gözlemliyorum. Bu tür bir yaklaşım, yönetime değil; sahada çalışan emekçiye, yani Hendek’in evlatlarına yük bindirir.

Yanlış, eksik ya da yönlendirici her haber; eninde sonunda karın, çamurun ve gecenin içinde görev yapan personelin omzuna yeni bir yük olarak döner. Eleştiri elbette gereklidir; ancak bu eleştiri yapıcı, ölçülü ve sorumluluk bilinciyle yapılmadığında amacından sapar. Şunu özellikle ifade etmek isterim: Bu değerlendirmeler Hendek basınının tamamını kapsamaz. İşini hakkıyla yapan, sahadaki emeği gören, eleştirisini kamu yararı için yapan basın emekçilerini bu sözlerin dışında tutuyorum. Kalemiyle vicdanı bir olan hiçbir basın mensubunun bu yazıdan rahatsız olmayacağına inanıyorum.

Son sözüm şudur: Haksız, taraflı ya da siyasi saiklerle yapılan her eleştiri; yöneticilerden önce, bu kentin kendi evlatlarını yaralar. Siyasi hesabı olanlar sabretsin, sandığı beklesin. Ama bugün, Hendek’in emekçisinin sırtına haksız yük bindirmeyelim. Bu satırlar; bir Hendekli, emekli bir belediyeci ve bu kentin evlatlarına karşı vicdan borcu hisseden bir yurttaşın samimi çağrısıdır. Yerelde dile getirilmiş olsa da, benzer durumların yerelden genele pek çok bölgede yaşandığı açıktır.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI "NEDEN ALİ İNCİ?" "HALKIN İÇİNDE OLMADAN HALK ANLAŞILAMAZ!" Bir Adım Geri Çekil Vekil Ali: "Bırak İzini Silemesinler!" "Bir Kaymakam Geldi, Makam Halkın Kapısı Oldu" "NE OLUYOR BU ÜLKEDE?" NE OLUYOR BU ÜLKEDE? BELEDİYECİ ARKADAŞLAR… "KOLTUK SEVDASININ KÖR ETTİKLERİNE…" "Kudret Holat: Bir Muhtardan Çok Daha Fazlası!" "Neden bizde hep vaat siyaseti kazanır?" HENDEK SİYASETİNDE “AKIL TUTULMASI” VE GÖLGE OYUNLARI “VASIFSIZ DEDİKLERİNİZ, DÜNYAYI TEMİZ TUTAN GERÇEK VASIFLILARDIR!” Hendek'te seçimlerin kaderini Hendek Belediyesi Personeli Belirler HENDEK'TE YİNE BALIN PEŞİNDE KANATLI KARINCALAR! Biri kazandı Hendek kaybetti Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner! Dualı çayırlardan, beddualı çayırlara! Hangisi daha kaliteli: Lig Güreşleri mi? Yerel Güreşler mi? Ne Rıza, Ne de Ali! HAYRET EDİYORUM, AKLIM ALMIYOR! Devlete açık mektup! Yörük Ali Destanı Neden? Makam sahibi ve para babaları önünde boyun eğenler var? NİYET OKUYUCULAR! Toroslara mı çıktın Ali? Ne olmak, ne olmamak gerek? Vekillere mektup var! Merak ediyorum ve soruyorum! MİNDERDE PEŞREV ÇEKEN TÜRK Ne yaptın sen Mustafa? Yakışır Karapürçek'e Türkiye'nin gözü, kulağı Sakarya'da. Sakarya'nın siyasileri, hamileri, abileri, nerede? KİM KAZANDI? KİM KAYBETTİ? İçimden geldi okumasanız da ben yazayım! Sözüm güreş camiasına Yanlış Yer, Yanlış Zaman Başpehlivanlar Şapkalı amca sen haklısın, İsmail Pehlivan sen de haklısın Pehlivana sen gel, sen gelme denilirmiş! Ne umduk ne bulduk Ters köşe yaptın sen beni başkan! Şampiyon burada Hendek'li nerede? Orada bir usta var çok uzakta Cemil'e imkânsız de! Pehlivan! Geliyor gelmekte olan Sözüm kim'e? Sizce kim haklı? KEMER KİMİN? KİM BU DEMİR ADAM KARA YILAN OSMAN AYNUR Gölcük'lü Nedim Pehlivan Altı yapısı olmayanın, üst yapısı sağlam da değildir O bir koca yörük Yine Samsun ve yine bir yiğit KOCA USTA GAZANFER KAHVECİ Faruk Akkoyun Pehlivan Onlar Ailecek Pehlivan: Anne, Baba, Oğul Pehlivan Yağlı güreş ve usta Bir ol da gel Pehlivan Yatağı Samsun (Fatih Atlı) Çay Ocağından Er Meydanlarına Bizde Yiğitler Bitmez: "Sarı Dev Karamürsel'li Boşnak Hüseyin" Yağlı Güreş ve Askerlik Dün Mustafa Bük'tü, Bugün Recep Kara! Feda-Kâr Vefa-Kâr KİM BU KILICI TUTAN EL? Er Meydanlarımızı Pehlivansız Bırakma Başkanım DELİ HİKMET Kispet olursa, kısmet de olur! İsa'yı ararken, Musa'dan mı olduk! Yirmisinde Genç Aslan, Kırkbeşinde Yorgun Aslan KAYBETTİK Birçok suçlu var, bir de suçsuz var, kim suçlu, kim suçsuz! DERDİMİZ BAĞCIYI DÖVMEK DEĞİL YAĞLI GÜREŞ VE BUKALEMUN CÖMERTLİK SADECE PARA İLE Mİ? GÜÇ İLE Mİ? MAKAM İLE Mİ? OLUR Kitabın ortasından konuşmaya devam edeceğiz Yoruldun be Ali! Feda "Kâr" Başpehlivanlık mı? Boşpehlivanlık mı? Vakti Geldiğinde Konuşacağız