Bazı insanlar vardır, siyasette bulunduğu makamla tarif edilir.
Bazıları ise makamından önce duruşuyla hatırlanır.
Berhan Şimşek benim için ikinci gruptadır.
Çünkü Berhan Şimşek’i sadece “CHP Genel Başkan Yardımcısı”, “eski milletvekili”, “eski İstanbul İl Başkanı”, “Parti Meclisi üyesi” diye anlatırsanız eksik kalır.
Onu anlamak için biraz daha geriye gitmek gerekir.
Bayburt’ta 11 çocuklu bir ailenin 10. çocuğu olarak büyüyen birinden söz ediyoruz.
Sonra İstanbul...
Sinema...
Tiyatro...
Yönetmenlik...
Gazetecilik...
Siyaset...
Ve yıllar boyunca Cumhuriyet Halk Partisi’nin farklı kademelerinde görev yapan bir isim.
1999’dan itibaren dokuz dönem Parti Meclisi ve MYK deneyimi.
2002-2007 arasında İstanbul milletvekilliği.
2010-2011 arasında CHP İstanbul İl Başkanlığı.
Yani CHP’yi uzaktan seyretmiş bir isim değil.
Örgütün koridorlarını, seçim meydanlarını, Meclis sıralarını, il başkanlığı odalarını bilen bir siyasetçiden bahsediyoruz.
Ama Berhan Şimşek’i Berhan Şimşek yapan asıl mesele bunların hiçbiri değil.
Söylediğinin arkasında durması.
Ve bunu da öyle diplomatik cümlelerin arasına saklamaması.
Dobra söylüyor.
Sert söylüyor.
Bazen fazla sert bulunabilecek kadar açık söylüyor.
Ama ne söylediğini biliyor.
Çünkü onun siyaset anlayışında CHP, herhangi bir siyasi tabela değil.
Bir makam dağıtım merkezi hiç değil.
Birilerinin kişisel kariyer planı, zenginleşme aracı hiç değil.
Ve son dönemde kurduğu bir cümle, aslında bütün meselenin özeti:
“Burası baba ocağı değil. Benim babamın ocağı Bayburt’un Sarıhan köyü. Burası Ata ocağı.”
İşte ben Berhan Şimşek’in Sakarya ziyaretine tam buradan bakıyorum.
Çünkü o, Sakarya’ya sadece bir il yönetimini ziyaret etmeye gelmedi.
Bir siyasi hafızayı da beraberinde getirdi.
Ata ocağının hafızasını.
CHP’nin bugün yaşadığı tartışmaların önemli bir bölümü aslında kişiler üzerinden yürütülüyor.
Kim gitti?
Kim kaldı?
Kim geri dönecek?
Kim başka partiye geçti?
Kim kimin yanında?
Kim kimin karşısında?
Bunların hepsi konuşulur.
Ama Berhan Şimşek’in sözünü ettiği Ata ocağını merkeze koyduğunuzda başka bir gerçek ortaya çıkıyor:
Kişiler değişir, görevler değişir, yönetimler değişir; ama CHP’nin tarihsel kimliği değişmez.
İşte Sakarya’da bugün tam da böyle bir eşikten geçiyoruz.
Yeni bir il yönetimi var.
Yeniden kurulacak ilçeler var.
Yeniden kurulacak mahalle örgütleri var.
Önümüzde kongre süreci var.
Ve bütün bunların üzerinde Sakarya’nın gerçek meseleleri duruyor.
Deprem.
Ulaşım.
Tarım.
Fındık.
Sanayi.
İşsizlik.
Gençlerin gelecek kaygısı.
Kadınların hayatın içinde karşılaştığı sorunlar.
İlçelerin kendi özgün meseleleri.
Vatandaşın geçim derdi.
Berhan Şimşek’in Sakarya ziyaretinde de örgütlenmenin yanında şehrin sorunlarının konuşulması bu nedenle önemli. Çünkü siyaset sadece parti binasında birbirimize ne söylediğimiz değildir.
Siyaset, parti binasından çıktıktan sonra vatandaşın kapısında ne söylediğimizdir.
Ben Berhan Şimşek’in “babayiğit” tarafını da burada görüyorum.
Bugün siyasette herkes aynı şeyi söyleyebilir.
Ama herkes söylediğinin arkasında duramaz.
Herkes alkışlanmak ister.
Herkes herkesle iyi geçinmek ister.
Herkes bir sonraki görevi düşünür.
Berhan Şimşek ise zaman zaman bunun tam tersini yapıyor.
Kendi siyasi çizgisini ortaya koyuyor.
CHP söz konusu olduğunda lafı dolandırmıyor.
Partiden ayrılanlara yönelik eleştirilerini de saklamıyor.
Ağır konuştuğu yerler var.
Tartışmalı bulunan sözleri var.
Bunları beğenirsiniz veya beğenmezsiniz.
Ama bir şeyi teslim etmek gerekir:
Ne söylediği belli. Nerede durduğu belli.
Siyasette bazen en kıymetli şey de budur.
Çünkü duruş, herkesin aynı fikirde olması değildir.
Duruş, bedeli ne olursa olsun nerede durduğunuzu bilmektir.
Berhan Şimşek’in “Ata ocağı” çıkışı da tam olarak bunu anlatıyor.
Üstelik bu söz yalnızca parti içi bir polemik cümlesi değil.
Bir tarih hatırlatması.
CHP’nin 1923’ten bugüne taşıdığı Cumhuriyet fikrinin, Atatürk’ün kurucu iradesinin ve örgütsel hafızanın kişilerin çok üzerinde olduğunu söyleyen bir siyasi tarif.
Ve ben bu tarifi önemsiyorum.
Çünkü bugün CHP’nin ihtiyacı birbirimize daha fazla bağırmak değil.
Kökümüzü hatırlayıp geleceği kurmak.
Sakarya’da da bunu yapmak zorundayız.
Artık “kim geldi, kim gitti?” sorusunu sonsuza kadar konuşamayız.
Vatandaş bizi bunun için beklemiyor.
Çiftçi bizi bekliyor.
Esnaf bizi bekliyor.
Genç bizi bekliyor.
Kadın bizi bekliyor.
Emekçi bizi bekliyor.
Deprem gerçeği bizi bekliyor.
Sakarya bizi bekliyor.
İşte Berhan Şimşek’in ziyaretini ben bu nedenle önemsiyorum.
Çünkü o ziyaret bana bir fotoğraf karesinden daha fazlasını söylüyor:
Örgüt yeniden kurulacak.
Saha yeniden kurulacak.
CHP yeniden vatandaşın kapısını çalacak.
Ve bunu yaparken kimsenin kişisel siyasi hesabına göre değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel sorumluluğuna göre hareket etmek zorundayız.
Ben CHP’liyim.
Dolayısıyla bu yazıda tarafsızmış gibi davranmayacağım.
Benim tarafım belli.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütünden yanayım.
Alın terinden yanayım.
Sahada çalışanlardan yanayım.
Parti binasının ışığını seçimden seçime değil, her gün yakanlardan yanayım.
Ve şuna da inanıyorum:
CHP’nin kapısından kimlerin girip çıktığı kadar, içeride kalanların ne yaptığı önemlidir.
Çünkü Ata ocağı kişilerin evi değildir.
Ata ocağı Cumhuriyet Halk Partisi’dir.
Ve bu ocakta makamlar geçicidir.
İsimler geçicidir.
Görevler geçicidir.
Ama Cumhuriyet fikri kalıcıdır.
Berhan Şimşek’in Sakarya’ya getirdiği mesajı ben biraz da böyle okuyorum.
Bize “geçmişi alkışlayın” demiyor.
Bize “kişilerin peşinden gidin” de demiyor.
Tam tersine, kökü hatırlatıyor.
Sonra da önümüze bakmamızı istiyor.
İşte mesele tam burada.
Ata ocağının kapısını açık tutacağız.
Ama ocağın ateşini de diri tutacağız.
Bunun yolu kavga etmekten değil, çalışmaktan geçiyor.
Sokağa çıkmaktan geçiyor.
Örgütlenmekten geçiyor.
İnsanların derdini dinlemekten geçiyor.
Ve gerektiğinde doğru bildiğini, kimin hoşuna gidip gitmediğine bakmadan söylemekten geçiyor.
Belki de Berhan Şimşek’i anlatan en doğru kelime budur:
Babayiğit.
Çünkü siyasette herkes konuşabilir.
Ama herkes duruşunun arkasında duramaz.
Berhan Şimşek Sakarya’dan geçti.
Geride bir ziyaret fotoğrafı bırakmadı sadece.
Bir söz bıraktı:
Burası Ata ocağı.
Şimdi o sözün gereğini yapmak bize düşüyor.
Çünkü Ata ocağında ışık sönmez.
Biz o ışığı daha da büyütmek için buradayız.
GÜNÜN SÖZÜ
“Burası baba ocağı değil. Burası Ata ocağı. Burası Mustafa Kemal Atatürk’ün ocağı.”
Berhan Şimşek

















