Eskiden insanın bir kusuru ortaya çıktığında, yaptığı bir yanlış yüzüne vurulduğunda, hatta kendisine hafiften bir gönderme yapıldığında bile yüzü kızarırdı.
Bir sıcaklık basardı insanı. Gözlerini kaçırır, mahcup olur, hiç değilse yaptığıyla yüzleşirdi.
Çünkü utanmak diye bir duygu vardı. İnsan, yanlış yaptığında bunu hissederdi.
Oysa utanma duygusu bir zayıflık değil, insanın karakterini ayakta tutan bir erdemdir.
Ne yazık ki bugün bazıları için yüz kızartacak bir şey kalmadı. Yanlış yapmak bir yana, yanlışını kabul etmemek de sıradanlaştı.
Yüzsüzlük artık bir davranış biçimi değil, neredeyse bir meziyetmiş gibi sergileniyor.
Ve insan ister istemez düşünüyor:
Acaba yüzümüz mü değişti, yoksa utanmayı mı unuttuk?