Fındık üreticisinin önüne bir rakam koydunuz.
195 TL.
Peki bu rakamı hangi hesapla buldunuz?
Çünkü TMO, Levant kalite fındık için 250 TL alım fiyatı açıkladı. FİSKOBİRLİK'in ortak üretici için açıkladığı rakam ise 195 TL. Arada kilogram başına 55 TL fark var.
Bir kilogramda 55 TL.
Bir ton fındıkta 55 bin TL.
Şimdi FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar'a açıkça soruyorum:
195 TL'yi hangi maliyet hesabıyla belirlediniz?
Üreticinin gübre maliyetini mi esas aldınız?
İşçiliği mi?
İlacı mı?
Mazotu mu?
Nakliyeyi mi?
Bahçenin bakım giderlerini mi?
Yoksa serbest piyasa fiyatını mı?
Eğer bir maliyet hesabı yaptıysanız, açıklayın.
Üretici de bilsin.
Çünkü fındık üreticisi hesap yapmayı biliyor.
Bir yıl boyunca bahçesine ne harcadığını biliyor.
Kaç işçi çalıştırdığını biliyor.
Kaç lira gübre verdiğini biliyor.
Kaç lira ilaç aldığını biliyor.
Ürününü toplamak, kurutmak ve taşımak için ne ödediğini biliyor.
Sonra karşısına 195 TL çıkıyor.
Ve doğal olarak soruyor:
“Bu fiyat benim hangi maliyetimi karşılıyor?”
Burada kimse meseleyi siyasi polemiğe çevirmesin.
Sorulan soru gayet basit.
TMO'nun aynı kalite için açıkladığı fiyat 250 TL.
FİSKOBİRLİK'in ortak üretici için açıkladığı fiyat 195 TL.
55 TL'lik farkın hesabı nedir?
Üstelik FİSKOBİRLİK sıradan bir alıcı değil.
Üreticinin örgütlü gücü olarak ortaya çıkmış bir kurum.
O halde üreticinin sorduğu soruya da açık bir cevap verilmesi gerekiyor.
Ben FİSKOBİRLİK'in fiyat belirleme gerekçesini bilmek istiyorum.
Üretici de bilmek istiyor.
195 TL'nin matematiğini açıklayın.
Hangi maliyet?
Hangi piyasa?
Hangi hesap?
Hangi kriter?
Bunları ortaya koyun.
Çünkü mesele Lütfi Bayraktar meselesi değil.
Mesele FİSKOBİRLİK meselesi.
Mesele fındık üreticisinin emeği.
Mesele, bir üreticinin bir ton fındığında 55 bin liralık farkın neden oluştuğu.
Ve bu sorunun cevabı sloganla değil, rakamla verilmelidir.
Ben soruyorum.
Üretici soruyor.
Şimdi cevap sırası sizde:
195 TL'yi hangi maliyet hesabıyla belirlediniz?













