Siyasetin de bir sınırı var!
Rakibine karşı çıkarsın, eleştirirsin, yanlışını yüzüne vurursun. Sandıkta yarışır, meydanlarda mücadele edersin. Ama doğruluğu kanıtlanmamış bir görselle kamuoyunu yanıltma riski doğuyorsa bunun adı sağlıklı bir siyasi mücadele olmaz!
Siyasette ahlak, tam da burada başlar!
26 Ekim’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun Gaziantep ziyareti üzerinden yaşanan tartışma, bu meselenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
YENİ Parti Şanlıurfa İl Başkanı Bülent Bülbül, AK Parti Gaziantep Gençlik Kollarına ait olduğunu ileri sürdüğü bir WhatsApp yazışmasının görselini paylaştı. YENİ Parti milletvekili Mahmut Tanal da bu görsel üzerinden Kılıçdaroğlu’na yönelik sorular yöneltti. Tartışma büyüdü, iddialar sosyal medyada yayıldı.
Ardından CHP Sözcüsü Müslim Sarı, görselin montaj olduğunu belirterek Mahmut Tanal’a tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez de görselin masa başında üretilmiş sahte bir montaj olduğunu savundu. AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu da görselin yapay zekâ ürünü olduğunu ileri sürdü.
Ortada birbirinden farklı açıklamalar ve ciddi iddialar var. O hâlde sorulması gereken soru açık: Bu kadar ciddi bir iddia, doğruluğu ortaya konulmadan neden siyasi hesaplaşmanın malzemesi hâline getiriliyor?
Bir görseli paylaşmak birkaç saniye sürer. Ancak o görsel üzerinden insanları suçlamak, bir siyasi partiyi töhmet altında bırakmak ve kamuoyunun zihninde şüphe yaratmak hafife alınacak bir iş değildir.
Bir iddiayı ortaya atmak kolaydır; önemli olan, o iddianın arkasında durabilecek somut kanıtlara sahip olmaktır.
Mahmut Tanal bir milletvekilidir. Sözünün ve paylaşımının kamuoyunda karşılığı vardır. Böyle bir sorumluluk taşıyan herkesin, özellikle ciddi siyasi iddiaları gündeme getirirken, elindeki bilginin doğruluğunu araştırması gerekir. Bu sorumluluk yalnızca Tanal için değil, siyasette söz sahibi olan herkes için geçerlidir.
Bülent Bülbül’ün paylaştığı görselin kaynağı ve gerçekliği açıklığa kavuşturulmalıdır. Görselin nasıl hazırlandığı, kimler tarafından dolaşıma sokulduğu ve paylaşımların hangi bilgilere dayandığı somut verilerle ortaya konulmalıdır. Kamuoyu bu soruların yanıtını bekliyor.
Ancak bir noktayı açıkça söyleyelim: Siyasi rekabet, gerçeğin yerine şüpheyi koyma hakkı vermez.
Eleştiri başka, dayanaksız suçlama başka!
Soru sormak başka, doğruluğu araştırılmamış bir iddiayı gerçekmiş gibi sunmak başka!
Siyasi mücadele başka, insanların itibarını zedeleme riski taşıyan bir dili sorumsuzca kullanmak bambaşka!
Kimseye peşinen suçlu demiyoruz. Hiç kimsenin siyasi kimliği de kendisini eleştiriden ve sorumluluktan muaf tutamaz. Gerçek ortaya çıkarılmalı, yanlış bilgi yayılmışsa düzeltilmeli, hukuka aykırı bir durum varsa gereği yapılmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu’nun Gaziantep ziyareti değildir. Mesele, bu ülkede siyasetin hangi ahlaki ölçülerle yapılacağıdır.
SİYASETİN BİR NAMUSU OLMALI!
Rakibini eleştirmek için gerçeği araştırmak yerine şüpheyi büyütüyorsan, somut kanıtlar yerine algıya dayanan bir tartışmayı besliyorsan burada siyasi ahlakı sorgulamak gerekir.
Siyasetçinin itibarı, rakibi hakkında ortaya attığı iddialarla değil, kendi sözünün arkasında ne kadar dürüst durduğuyla ölçülür.
Bu ülke yeterince kutuplaştı. İnsanlar birbirine yeterince şüpheyle bakar hâle geldi. Bir de doğruluğu tartışmalı içeriklerle gerçeğe olan güveni daha fazla zedelemeyelim.
Son sözüm açık: Siyaset, doğrulanmamış iddialar üzerinden insanları hedef gösterme yarışı değildir. Siyasetin bir namusu olmalı; çünkü ahlakını kaybeden, millete ahlak dersi veremez!