Sakarya’da bugün bir rektörlük koltuğu konuşuluyor.
Ama mesele sadece bir rektörlük koltuğu değil.
Çünkü şehirlerde bazı atamalar, sadece bir makama kimin oturacağını belirlemez. O şehrin geleceğine hangi anlayışın yön vereceğini de tartışmaya açar.
SUBÜ’de yeni rektör için 60’ın üzerinde adayın başvurduğu belirtiliyor. Son günlerde ise Sakaryalı Prof. Dr. Cemal İyem’in siyasi ve bürokratik kulislerde öne çıktığı iddiası gündemde. İyem’in halen Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde rektör yardımcısı olarak görev yaptığı ve geçmişte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda danışmanlık yaptığı aktarılıyor. Ancak henüz kesinleşmiş bir atama yok.
Benim dikkatimi çeken tam da burası.
Sakarya’da artık “Kim olacak?” sorusundan önce “Nasıl bir üniversite istiyoruz?” sorusunu sormamız gerekiyor.
Çünkü SUBÜ sıradan bir kurum değil.
Bu üniversitenin adı üzerinde bile bir iddia var:
Uygulamalı Bilimler.
Yani sanayiyle, üretimle, teknolojiyle, iş dünyasıyla, gençlerle ve Sakarya’nın geleceğiyle doğrudan temas eden bir üniversiteden söz ediyoruz.
Sakarya üretim yapan bir şehir.
Otomotiv var.
Savunma sanayii var.
Tarım var.
Fındık var.
Lojistik var.
Kuzeyde büyüyen sanayi var.
Yeni yatırımlar var.
Peki üniversitelerimiz bu değişimin neresinde?
Asıl konuşmamız gereken mesele bu.
Siyasetin üniversiteler üzerindeki etkisi tartışılır.
Bu tartışma yeni de değil.
Fakat bugün Sakarya’nın ihtiyacı, “siyaset mi belirledi, akademi mi belirledi?” kavgasına sıkışmak değil.
Sakarya’nın ihtiyacı liyakatli, güçlü, şehri bilen ve üniversiteyi geleceğe taşıyabilecek bir yönetim anlayışı.
Kim atanırsa atansın, önünde çok basit ama ağır bir sorumluluk olacak:
Bu üniversiteyi Sakarya’nın ekonomik ve sosyal dönüşümünün parçası yapabilecek mi?
Öğrenciyi mezun edip gönderen bir üniversite mi?
Yoksa öğrenciyi Sakarya’nın üretim gücüyle buluşturan bir üniversite mi?
İş dünyasının kapısını çalan mı?
Yoksa iş dünyasının üniversitenin kapısını çalmasını bekleyen mi?
Gençlerin sadece diploma aldığı mı?
Yoksa gençlerin fikir ürettiği, girişim kurduğu, Sakarya’da kalmak için neden bulduğu bir üniversite mi?
Bence yeni dönemin ölçüsü burada olmalı.
Çünkü Sakarya değişiyor.
Şehrin nüfusu değişiyor.
Sanayisi değişiyor.
İlçelerin beklentileri değişiyor.
Siyasetin dili değişiyor.
Ama bazen kurumlarımızın bu değişimin gerisinde kaldığını görüyoruz.
Bugün rektörlük üzerinden başlayan tartışmayı bu yüzden önemsiyorum.
Çünkü bir ismin atanıp atanmamasından daha önemli bir şey var:
Sakarya’nın geleceği hakkında kimlerin söz sahibi olduğu.
Bu yalnızca üniversiteler için de geçerli değil.
Belediyeler için de geçerli.
Siyasi partiler için de geçerli.
Kamu kurumları için de geçerli.
Şehir artık makam sahiplerinin ne söylediğinden çok, o makamların şehir için ne ürettiğine bakıyor.
Ve bence Sakarya’nın yeni dönemde en büyük ihtiyacı da bu:
Makamları değil, sonuçları konuşmak.
Bir rektör atanır.
Bir başkan seçilir.
Bir yönetim değişir.
Bir siyasi parti yeni kadro kurar.
Bunların hepsi gelip geçer.
Ama şehir kalır.
Üniversite kalır.
Gençler kalır.
Esnaf kalır.
Üretici kalır.
Ve şehir, kendisi için ne yapıldığını hafızasına yazar.
O yüzden bugün benim sorum “SUBÜ’ye kim rektör olacak?” değil.
Daha büyük bir soru soruyorum:
Sakarya’nın geleceğini kim, hangi anlayışla yönetecek?
Çünkü artık bu şehirde koltuğa oturmak yetmiyor.
O koltuktan Sakarya’ya bakabilmek gerekiyor.













