Siyaset tarihimiz pek çok yol ayrımına tanıklık etti ancak hukuki tartışmalar ile seçmen iradesinin bu denli karşı karşıya geldiği süreçler oldukça nadirdir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği "mutlak butlan" kararı, yalnızca teknik ve hukuki bir terim olarak kalmadı; ana muhalefet partisinin geleceğini şekillendiren en önemli siyasi parametrelerden biri haline geldi.
Bugün gelinen noktada Cumhuriyet Halk Partisi, mahkeme koridorlarında şekillenen süreçler ile sandıktan çıkan irade arasında ciddi bir yönetimsel sıkışma yaşıyor. Bir tarafta hukuki boşluklar ve usul tartışmaları üzerinden şekillenen yeni idari tablo; diğer tarafta ise son seçimlerden birinci parti olarak çıkan, ancak bu yasal labirentin içinde hareket alanı daraltılmak istenen Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekseni bulunuyor.
Resmi açıklamalarda yeni bir parti arayışı kesin bir dille reddedilse de, Ankara kulislerinde Özgür Özel ve ekibine atfedilen "Milleti alternatifsiz bırakmayız, her ihtimale karşı B planımız hazır" yönündeki iddialar gündemi fazlasıyla meşgul ediyor.
Bu iddialar ve siyasi analizler, sıradan birer öfke patlaması değil; olası her türlü senaryoya karşı geliştirilen çok yönlü bir siyasi stratejinin yansıması olarak okunabilir. Peki, kulislerde konuşulan ve "hazır bekletildiği" iddia edilen o alternatif adresler hangileri olabilir? Siyasetin matematiği ve sosyolojisi bize birkaç muhtemel seçenek sunuyor.
İlk ve en çok konuşulan senaryo, siyasi hafızamızda yer eden SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) tabelasıdır. Sosyal demokrat tüzüğü ve ideolojik geçmişiyle, ana muhalefet seçmeninin kurumsal yabancılık çekmeyeceği en yakın alternatiflerden biri olarak öne çıkıyor. Sürecin başlarında dile getirilen kurumsal meşruiyet tartışmaları da aslında bu olası geçişin felsefi zeminine işaret ediyordu. Hukuki kısıtlamaların aşılması yönündeki formüller tıkanırsa, bu çatının bir lojistik sığınak olarak değerlendirilmesi mantıklı bir siyasi hamle olarak görülebilir.
İkinci ihtimal ise teşkilat yapısı aktif ve seçim tecrübesi tescilli olan Memleket Partisi seçeneğidir. Partinin benimsediği seküler ve cumhuriyetçi çizgi, ana muhalefet seçmeninin olası bir yönetimsel tasfiye hissiyatına karşı reaksiyon gösterebileceği ve hızla konsolide olabileceği bir zemin sunmaktadır.
Madalyonun diğer yüzünde ise İYİ Parti ile kurulabilecek dönemsel diyaloglar yer alıyor. Merkez sağdaki siyasi aktörlerin son dönemde vurguladığı "partiler üstü ve rozetsiz geniş mutabakat" çağrıları, Özgür Özel ve İmamoğlu ekibinin hedeflediği daha geniş toplumsal ittifak modelinin merkez sağdaki stratejik üssü haline gelebilir.
Gelinen aşamada mesele artık sadece basit bir parti içi idari tasarruf veya koltuk değişimi değildir. Asıl mesele, sandıktan çıkan seçmen iradesinin yasal mevzuatlar ve mahkeme süreçleri arasında nasıl bir çıkış yolu bulacağıdır. Siyasi aktörler, zamanın daraldığı bir takvimde sıfırdan kurumsallaşma zahmetine girmek yerine, hukuki engeli bulunmayan alternatif mekanizmaları birer ihtimal olarak masada tutmaktadır.
Sonuç ne olursa olsun; tabelalar ve kurumsal logolar değişebilir. Ancak unutulmamalıdır ki seçmen, binalara değil; fikirlere, alternatiflere ve liderliğe oy verir. Siyaseti yalnızca hukuki formüllerle dizayn edebileceğini düşünenler, günün sonunda karşılarında binalardan çok daha büyük ve dinamik bir toplumsal dalga bulabilirler.