Siyasetin en büyük yanılgısı, şehirleri haritadaki yerleriyle değerlendirmektir.
Oysa bazı şehirler vardır; nüfusuyla değil, taşıdığı anlamla ölçülür.
Sakarya, işte o şehirlerden biridir.
Her şehrin bir siyasi hikâyesi vardır. Ama bazı şehirler, sadece kendi hikâyesini yazmaz; partilerin geleceğini de yazar. Sakarya bugün tam da böyle bir dönüm noktasının adıdır.
Bu şehir yalnızca sanayisiyle, üniversitesiyle ya da büyüyen nüfusuyla önemli değildir.
Sakarya, Türkiye'nin siyasal nabzını tutan kentlerden biridir. Türkiye'nin ekonomik üretiminde, sanayisinde ve sosyal dönüşümünde önemli bir ağırlığa sahip olan bu kentte yaşanan her siyasi gelişme, sadece yerel siyasetin konusu değildir. Dikkatle okunması gereken bir göstergedir.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin önünde tam da böyle bir sınav duruyor.
Mesele, boşalan koltukları doldurmak değildir.
Mesele, o koltuklara hangi anlayışın oturacağıdır.
Çünkü teşkilatlar, yönetim listeleriyle kurulmaz.
Teşkilatlar; ortak hedefe inanan insanların emeğiyle, fedakârlığıyla ve aynı ideale yürüyebilme iradesiyle kurulur.
Bir il başkanı belirlenebilir...
Bir yönetim oluşturulabilir...
Bir il binasının kapısı yeniden açılabilir...
Fakat bunların hiçbiri, tek başına güçlü bir örgüt anlamına gelmez.
Güçlü örgüt; mahallenin sesini duyan, işçinin alın terini bilen, çiftçinin toprağına, esnafın dükkânına, gencin hayaline dokunabilen kadrolarla oluşur.
Çünkü vatandaş artık sadece konuşan siyasetçiler istemiyor.
Dinleyen...
Çözüm üreten...
Sahada olan...
Ve her şartta yanında duran bir siyaset anlayışı görmek istiyor.
Tam da bu nedenle Sakarya'da atılacak her adım, sıradan bir teşkilatlanma süreci olarak görülmemelidir.
Burada kurulacak yapı, sadece bir ilin yönetimi olmayacaktır.
Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi'nin ikinci yüzyılda nasıl bir örgüt anlayışı ortaya koyacağının da göstergesi olacaktır.
Bugün belirlenecek kadrolar, yarın seçim çalışması yapacak insanlar olmanın ötesinde; partinin toplumla kuracağı ilişkinin yüzü olacaktır.
İşte bu yüzden mesele isim değildir.
Mesele vizyondur.
Mesele liyakattir.
Mesele ortak akıldır.
Mesele, farklı düşünceleri aynı hedef etrafında buluşturabilecek siyasi olgunluğu gösterebilmektir.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin en büyük gücü, yüz yılı aşan tarihidir.
Ancak tarih, tek başına gelecek inşa etmez.
Tarih, sadece omuzlarınıza daha büyük bir sorumluluk yükler.
O sorumluluğu yerine getirecek olan ise bugünün kararlarıdır.
Sakarya'nın ihtiyacı yalnızca yeni bir yönetim değildir.
Sakarya'nın ihtiyacı; yeniden heyecan üreten, yeniden umut veren, yeniden sokağa çıkan ve yeniden toplumla aynı dili konuşan güçlü bir örgüt iradesidir.
Çünkü siyaset, boşluk kabul etmez.
Boş bırakılan her alan, mutlaka başka bir siyasi anlayış tarafından doldurulur.
Bu nedenle zaman, sadece geçen günlerden ibaret değildir.
Zaman, siyasetin en değerli sermayesidir.
Ve kaybedilen siyasi zaman, çoğu zaman sandıkta telafi edilemez.
Bugün verilecek kararlar, yalnızca bugünün teşkilatını değil; yarının Sakarya'sını da şekillendirecektir.
Belki de artık sorulması gereken soru şudur:
"Kim görev alacak?" değil...
"Cumhuriyet Halk Partisi, Sakarya'da geleceği taşıyacak nasıl bir örgüt modeli kuracak?"
Çünkü bazı şehirlerde sadece teşkilat kurarsınız...
Bazı şehirlerde ise geleceği inşa edersiniz.
Sakarya, işte o şehirlerden biridir.















