Siyasette bazen bir insanla yaptığınız kısa bir sohbet, günlerce yapılan siyasi tartışmalardan daha fazla fikir verir.
Bugün Bağımsız Türkiye Partisi'nin Sakarya İl Başkanı Fuat Özbay ile bir araya geldim.
Üye kayıt standlarına uğradım, çaylarını içtim, sohbet ettim.
Açık söyleyeyim; karşımdaki tablo yalnızca bir il başkanının parti politikalarını anlatmasından ibaret değildi.
Daha çok, Sakarya siyasetinde kendisine yeni bir alan açmaya çalışan genç bir siyasetçinin zihnindeki şehir tasavvurunu dinledim.
Ve bence asıl konuşulması gereken de tam olarak bu.
Fuat Özbay’ın hikâyesi sadece bugünden ibaret değil
Fuat Özbay'ın Sakarya siyasetindeki hikâyesi yeni değil.
2019 yerel seçimlerinde BTP'nin Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak yarıştı ve 4 bin 245 oy aldı.
Fakat benim açımdan rakamdan daha önemli olan başka bir ayrıntı var.
Özbay, o seçim döneminde yalnızca “ben adayım” diyerek sahaya çıkmamış.
Yaklaşık bir yıl boyunca akademisyenler ve uzmanlarla birlikte Sakarya üzerine çalıştıklarını, şehrin ekonomik kaynaklarını ve yerel kalkınma imkanlarını değerlendirdiklerini anlatmış.
“Dar bölge yaygın kalkınma” anlayışını Sakarya'ya uyarlama iddiası ortaya koymuş.
Şehrin kendi kaynaklarıyla kalkınabileceğini, üretimden tarıma, yerel ekonomiden istihdama kadar Sakarya'nın kendi potansiyelini harekete geçirmesi gerektiğini savunmuş.
Bu ayrıntı önemli.
Çünkü siyaset yalnızca seçimden seçime aday olmak değildir.
Asıl mesele, seçimden önce şehir için kafa yorabilmektir.
Sendikacılıktan siyasete taşınan bir anlayış
Özbay'ın siyasi yaklaşımını anlamak için sendikacılık geçmişine de bakmak gerekiyor.
Lastik-İş Sendikası Sakarya Şube Başkanlığı yaptığı dönemde verdiği mesajlarda iş barışı, iş güvenliği, insan onuru, insan hakları ve katma değer üreten fabrikaların devamlılığı üzerinde durmuştu. “Aile ve sosyal sendikacılık” projelerinden söz etmişti.
Bugün siyaset sahnesinde de benzer bir çizgiyi görüyoruz.
2026'da Lastik-İş ve Türk Metal Sendikası ziyaretlerinde emekçinin alım gücü, işçi hakları, çalışma hayatı ve üretimin sorunlarını gündeme taşıyor.
Burada siyasetçinin geçmişiyle bugünkü söylemi arasında bir süreklilik var.
Bu nedenle Özbay'ı sadece “BTP İl Başkanı” etiketiyle değerlendirmek eksik kalır.
Onun siyasetinde üretim, emek, milli ekonomi ve sosyal adalet başlıkları aynı zeminde buluşuyor.
BTP'nin yükselişi sadece oy üzerinden okunmamalı
BTP'nin bugün Türkiye genelinde 52 bin 525 üyeye ulaşmış olması da dikkat çekici. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın güncel verisinde parti üye sayısı bu seviyede görünüyor.
Fakat burada bir parantez açmak gerekiyor.
Siyasette üye sayısındaki artış ile sandıktaki oy artışı aynı şey değildir.
Nitekim 2024 yerel seçimlerinde BTP bazı illerde oyunu artırırken bazı illerde geriledi; Sakarya da oy oranının azaldığı iller arasında yer aldı.
Dolayısıyla bugün BTP açısından asıl mesele, büyüyen teşkilat ve üye ilgisini sandığa nasıl çevireceğidir.
İşte Fuat Özbay'ın önündeki siyasi sınav de tam burada başlıyor.
Gençlik, vizyon ve şehir siyaseti
Görüşmemizde dikkatimi çeken noktalardan biri de Özbay'ın siyaseti yalnızca bugünün hesabı üzerinden okumamasıydı.
Önümüzdeki seçimlerde adaylık düşüncesinin olması, bana göre sadece kişisel bir siyasi hedef olarak görülmemeli.
Çünkü 2019'da ortaya koyduğu proje ve şehir vizyonu ile bugün sendika, STK, basın ve farklı toplumsal kesimlerle kurmaya çalıştığı temasları birlikte değerlendirdiğinizde başka bir tablo ortaya çıkıyor.
Özbay, kendisine bir siyasi zemin hazırlamaya çalışıyor.
Bu zeminin temelinde de “önce insan, sonra siyaset” anlayışı var.
Çalışanla konuşmak.
Esnafı dinlemek.
Üretenle aynı masaya oturmak.
Sendikaları ziyaret etmek.
STK'larla temas kurmak.
Basınla iletişim kurmak.
Ve bunların tamamını bir siyasi programa dönüştürmek.
2026'daki ziyaret trafiğine bakıldığında bunun yalnızca sözde kalmadığını görmek mümkün.
Peki Sakarya muhalefeti?
Bence yazının en önemli yeri burası.
Çünkü Sakarya'da muhalefetin en büyük problemi yalnızca oy oranları değil.
Dağınıklık.
Aynı değerlere yakın duran, aynı ekonomik ve sosyal sorunlardan söz eden, demokrasi, hukuk, emek, adalet, üretim ve Cumhuriyet değerleri konusunda benzer kaygılar taşıyan siyasi yapıların birbirinden kopuk hareket etmesi, muhalefetin toplam gücünü küçültüyor.
Fuat Özbay'ın burada dikkat çekici bir yaklaşımı var.
Muhalefetin birbirini rakip görmek yerine, ortak değerler ve ortak hedefler etrafında birlikte hareket edebilmesi gerektiğini düşünüyor.
Bence bu düşünce Sakarya'da tartışılmayı hak ediyor.
Çünkü birlikte hareket etmek, herkesin kendi kimliğinden vazgeçmesi demek değildir.
Tam tersine;
Aynı masada oturabilmek, farklı düşünürken ortak sorunlara ortak çözüm arayabilmektir.
BTP BTP olarak kalabilir.
Diğer muhalefet partileri kendi kimliklerini koruyabilir.
Ama Sakarya'nın tarımı, sanayisi, işçisi, esnafı, gençleri, emeklileri, kadınları ve geleceği söz konusu olduğunda ortak bir şehir aklı oluşturulabilir.
Bence siyaset tam da burada değer kazanır.
Sakarya'nın ihtiyacı yeni bir kavga değil, yeni bir akıl
Bugün Sakarya'nın önünde çok fazla başlık var.
Sanayi büyüyor ama çalışanların hayat standardı ne durumda?
Tarım arazilerimizi ne kadar koruyabiliyoruz?
Gençler neden şehirden ayrılmak istiyor?
Üretim artarken refah aynı oranda artıyor mu?
Şehrin ekonomik potansiyeli neden daha güçlü bir marka değerine dönüşemiyor?
Ve en önemlisi;
Sakarya geleceğin şehri olacaksa bunun yol haritasını kim hazırlayacak?
İşte siyasetin konuşması gereken sorular bunlar.
Bu nedenle Fuat Özbay'ın genç yaşına, sempatik kişiliğine veya siyasi partisinin bugünkü oy oranına bakarak yapılacak değerlendirme eksik kalır.
Asıl bakılması gereken, ortaya koyduğu vizyondur.
Bir adaydan daha fazlası olabilir mi?
Bunu zaman gösterecek.
Fakat bir siyasetçinin geçmişte ortaya koyduğu projeler, bugün kurduğu ilişkiler ve yarın için taşıdığı hedefler bir arada değerlendirildiğinde, Fuat Özbay'ın önümüzdeki dönemde Sakarya siyasetinde daha fazla konuşulması şaşırtıcı olmayacaktır.
Çünkü siyaset bazen sandıkta değil, sandıktan çok önce başlar.
Bir çay ocağında.
Bir sendika ziyaretinde.
Bir esnaf sohbetinde.
Bir gençle yapılan konuşmada.
Bir proje masasının başında.
Ve belki de bugün küçük görünen bu temaslar, yarının siyasi tablosunu oluşturur.
Benim Fuat Özbay ile görüşmeden çıkardığım temel fikir şu:
Sakarya'da muhalefetin geleceği, birbirine ne kadar benzediği üzerinden değil; farklılıklarına rağmen ne kadar birlikte hareket edebildiği üzerinden şekillenecek.
BTP'nin önünde bir fırsat var.
Fuat Özbay'ın önünde de bir fırsat var.
Ama asıl fırsat Sakarya'nın önünde.
Çünkü bu şehir artık yalnızca “kim kazanacak?” sorusuna değil,
“Kim Sakarya için gerçekten bir gelecek tasarlıyor?”
sorusuna cevap arıyor.
Belki de önümüzdeki dönemin en önemli siyasi yarışı tam olarak bu olacak.

















