Sakarya basketbolunda bugün konuştuğumuz şey transfer değil...
Yeni sezon değil...
Hedefler hiç değil...
Bugün konuştuğumuz şey, umutların nasıl bu kadar kısa sürede tükenebildiği...
Daha birkaç ay önce bu şehir büyük bir başarıya alkış tuttu.
Yıllardır özlenen şampiyonluk geldi.
Sakarya Büyükşehir Belediyespor, Türkiye Erkekler Basketbol 2. Ligi'ni zirvede tamamladı ve adını 1. Lig'e yazdırdı.
O gün herkes mutluydu.
Fotoğraflar çekildi.
Kutlamalar yapıldı.
Başarı sahiplenildi.
Peki bugün...
O başarıyı getiren insanların kaçı hâlâ bu yapının içinde?
Başantrenör Sinan Çambel artık yok.
Şampiyonluğun mimarlarından biri, sessiz sedasız ayrıldı.
Bu ayrılığı sadece "bir teknik adam değişikliği" olarak görenler büyük resmi kaçırıyor.
Çünkü mesele Sinan Çambel'in gitmesi değil.
Asıl mesele, bu şehrin başarıyı koruyamaması.
Emek vereni elinde tutamaması.
İnsanların umut bağladığı bir yapının göz göre göre dağılmasına seyirci kalması.
Bir şehir düşünün...
Şampiyon oluyor...
Bir üst lige çıkıyor...
Tam yeni hedefler konuşulacakken belirsizlik başlıyor.
Transferler duruyor.
Oyuncular bekliyor.
Antrenör ayrılıyor.
Şehir ise sadece izliyor.
İşte insanın canını yakan da bu.
Çünkü bu yaşananlar doğal değil.
Normal hiç değil.
Sakarya'da yıllardır aynı filmi izliyoruz.
Başarı gelince herkes aynı kareye giriyor.
İş, o başarıyı sürdürülebilir hale getirmeye gelince ortalık sessizleşiyor.
Sonra dönüp aynı cümleyi kuruyoruz:
"Neden kalıcı olamıyoruz?"
Kalıcı olamazsınız...
Çünkü başarı sadece kupa kaldırmak değildir.
Başarı, o kupayı kaldıran yapıyı ayakta tutabilmektir.
Kimse bu yazıyı yanlış yere çekmesin.
Bu ne futbola karşı bir yazıdır...
Ne de başka bir branşla kıyas yapma çabasıdır.
Bu yazı, emeğe saygı yazısıdır.
Şampiyonluğa sahip çıkma çağrısıdır.
Çünkü spor, sadece sonuç tabelasından ibaret değildir.
Spor biraz da vefadır.
Spor biraz da hafızadır.
Bugün Sinan Çambel gider...
Yarın başka bir antrenör gelir.
Bugün birkaç oyuncu gider...
Yarın yenileri bulunur.
Ama bir şehir güven kaybetmeye başlarsa...
İşte onun telafisi yıllar sürer.
Çünkü artık insanlar başarıya değil...
Belirsizliğe bakar.
İstikrara değil...
Geçiciliğe inanır.
Bu şehir basketbolda yeniden ayağa kalkmıştı.
Yıllar sonra insanlar salona umutla gelmeye başlamıştı.
Şimdi o umudu korumak yerine, elimizden kayıp gitmesini izliyoruz.
En acısı da bu.
Çünkü hiçbir şampiyonluk tesadüfen kazanılmaz.
Ama ilgisizlik yüzünden çok kolay kaybedilir.
Bugün herkesin kendine şu soruyu sorması gerekiyor:
Şampiyonluğu kazanmak mı daha zordu...
Yoksa o şampiyonluğa sahip çıkmak mı?
Ben cevabını biliyorum.
Ne yazık ki bu şehir, ikinci sınavı vermekte zorlanıyor.