Sakarya'nın kuzeyinde yıllardır aynı hikâyeyi dinliyoruz.
“OSB kurulacak…”
“Yatırım gelecek…”
“Fabrika açılacak…”
“İstihdam sağlanacak…”
Yıllar geçti.
Planlar değişti.
Rakamlar değişti.
Haritalar değişti.
Ama tartışma hiç bitmedi.
Şimdi geldiğimiz noktada ise artık laf değil, karar var.
Ferizli ve Kaynarca'da toplam yaklaşık 5 bin 860 dönümlük alan Endüstri Bölgesi ilan edildi.
İşte şimdi asıl film başlıyor.
Çünkü bundan sonrası sadece “buraya sanayi gelecek” meselesi değil.
Bundan sonrası;
“Bu sanayi Sakarya'ya ne getirecek, Sakarya'dan ne götürecek?” meselesidir.
Bunu konuşmadan, sadece “yatırım geliyor” diye alkışlamak da doğru değil.
“Topraklarımız gidiyor” deyip bütün yatırımı reddetmek de.
İşin doğrusu ikisinin tam ortasında.
Ne körü körüne alkış…
Ne de peşinen karşı çıkış.
Önce ne olduğunu bileceğiz. Sonra hesabını soracağız.
Çünkü konu küçük değil.
Ferizli'de 179,22 hektar.
Kaynarca'da 406,74 hektar.
Toplam 585,96 hektar.
Dile kolay…
Yaklaşık 5 milyon 860 bin metrekare.
Şimdi bir düşünün.
Bu kadar büyük bir alanın üzerine ne kurulacağını konuşuyoruz.
Peki bu kadar büyük bir dönüşümün Sakarya'ya etkisini ne kadar konuşuyoruz?
Asıl mesele burada.
Bu iş dün başlamadı
Bugün Endüstri Bölgesi kararını görünce “Yeni bir şey oldu” demek kolay.
Ama değil.
Kuzey Sakarya'daki sanayi arayışı yıllardır devam ediyor.
Ferizli'de otomotiv ve metal ihtisas OSB'si konuşuldu.
Kaynarca'da karma OSB gündeme geldi.
Alanlar belirlendi.
Çalışmalar yapıldı.
Kurum görüşleri alındı.
Süreçler ilerledi, durdu, yeniden başladı.
Bugün ise başka bir modele geldik.
OSB'den Endüstri Bölgesi'ne.
Yani yıllardır konuşulan sanayi hikâyesinde yeni bir sayfa açıldı.
Şimdi herkesin merak ettiği soru şu:
Peki bundan sonra ne olacak?
Fabrika gelecek, eyvallah…
Kimsenin üretime itirazı yok.
Sakarya'nın fabrikaya ihtiyacı var.
Gençlerin işe ihtiyacı var.
Esnafın müşteriye ihtiyacı var.
Çiftçinin ürününü satmaya ihtiyacı var.
Şehrin ekonomisinin büyümeye ihtiyacı var.
Bunların hepsi doğru.
Ama bir fabrika sadece dört duvardan ibaret değil.
Kamyon gelecek.
Tır gelecek.
İşçi gelecek.
Su kullanılacak.
Elektrik kullanılacak.
Yol kullanılacak.
Atık çıkacak.
Yeni konut ihtiyacı doğacak.
Yeni nüfus gelecek.
Yani fabrika kurulurken aslında bir şehir parçası da kuruluyor.
İşte bunu hesap etmezsek, birkaç yıl sonra “Bu trafik nereden çıktı?”, “Bu su niye yetmiyor?”, “Bu yollar neden kaldırmıyor?” diye birbirimize bakarız.
Sonra da yine aynı şeyi yaparız.
Sorun çıktıktan sonra çözüm ararız.
Oysa akıllı şehirler sorun çıktıktan sonra değil, sorun çıkmadan önce plan yapar.
Toprak meselesi küçümsenecek iş değil
Bir de işin başka tarafı var.
Toprak.
Bugün sanayi için kullandığımız bir alanı yarın geri alamayız.
Bunu herkesin bilmesi gerekiyor.
O yüzden “yatırım gelecek” denildiğinde sorulacak soru sadece “Kaç fabrika?” olmamalı.
“Ne üretecek?”
“Kaç kişiye iş verecek?”
“Ne kadar katma değer yaratacak?”
“Ne kadar su kullanacak?”
“Atığını nasıl yönetecek?”
“Tarımı nasıl etkileyecek?”
“Bölgedeki insanın hayatını nasıl değiştirecek?”
Bunlar da sorulmalı.
Çünkü mesele fabrika sayısı değil.
Mesele fabrikanın Sakarya'ya bıraktığı değerdir.
Kuzey Sakarya'nın kaderi değişebilir
Ferizli ve Kaynarca bugün hâlâ Sakarya'nın kuzeyinde kendi karakterini koruyan ilçeler.
Ama sanayi yatırımları büyüdükçe bu ilçelerin ekonomik yapısı da değişecek.
İnsan hareketliliği artacak.
Ulaşım değişecek.
Arazi değerleri değişecek.
Konut ihtiyacı artacak.
Esnafın yapısı değişecek.
Belki yeni fırsatlar doğacak.
Belki yeni sorunlar çıkacak.
İşte bunun için bugünden konuşmak gerekiyor.
Yarın iş işten geçtikten sonra değil.
Sakarya'nın önünde tercih var
Şimdi önümüzde iki yol var.
Birincisi;
“Yatırım geliyor, ne güzel” deyip gerisini hiç düşünmemek.
İkincisi;
“Yatırım gelsin ama ne getirdiğini, ne götürdüğünü, şehre ne kattığını bilelim” demek.
Ben ikinci yolu doğru buluyorum.
Çünkü Sakarya'nın artık sadece fabrika sayısını artırmaya değil, sanayisinin kalitesini artırmaya ihtiyacı var.
Gençlerimiz asgari ücretli iş bulmak için değil, nitelikli işlerde çalışmak için mücadele etmeli.
Sakarya sadece üretim yapan değil, teknoloji üreten bir şehir olmalı.
Sadece fabrika kuran değil, marka çıkaran bir şehir olmalı.
Sadece yatırım alan değil, yatırımı yönlendiren bir şehir olmalı.
Ve şimdi asıl mesele…
Yıllardır OSB dedik.
Şimdi Endüstri Bölgesi diyoruz.
Yarın fabrikaların temel atma törenlerini göreceğiz.
Sonra açılışları yapılacak.
Kurdeleler kesilecek.
Fotoğraflar çekilecek.
İstihdam rakamları açıklanacak.
Bunların hepsi olacak.
Ama benim aklımdaki soru başka.
20 yıl sonra Ferizli nasıl olacak?
Kaynarca nasıl olacak?
Sakarya'nın kuzeyi nasıl olacak?
Bugün bir karar alıyoruz.
Yarının şehir haritasını çiziyoruz.
Ve unutmayalım:
Bir fabrika birkaç yılda yapılır.
Bir sanayi bölgesi birkaç yılda kurulur.
Ama yanlış kurulmuş bir şehri düzeltmek nesiller sürer.
O yüzden bugün mesele 5 bin 860 dönüm değil.
Mesele, o toprakların üzerine ne kadar fabrika kurulacağı da değil.
Mesele şu:
Sakarya'nın geleceğini biz mi planlayacağız, yoksa geleceğin getirdiklerine bakıp “Keşke” mi diyeceğiz?
Ben “keşke” demek istemiyorum.
Çünkü Sakarya'nın geleceği, geleceğe bırakılacak bir tesadüf değildir.
Bugün planlanır.
Bugün konuşulur.
Bugün sorulur.
Yarın çok geç olabilir.