Okullar açıldı.
Sabahın erken saatlerinde yine aynı görüntüler vardı. Elinde çantasıyla yürüyen çocuklar, okul kapısında bekleyen veliler, servis telaşı...
Bir tarafta okul heyecanı, diğer tarafta velilerin hesabı.
Çanta ne kadar?
Kırtasiye ne tuttu?
Servis ücreti ne olacak?
Beslenme çantasına bugün ne koyacağız?
Bunlar artık eğitim yılının görünmeyen soruları.
Çünkü çocuk okula giderken sadece kitap ve defter taşımıyor. Ailesinin bütçesini de sırtında taşıyor.
İşte tam burada durup düşünmemiz gerekiyor.
Her çocuk aynı sıraya oturuyor olabilir ama her çocuk aynı şartlarda başlamıyor.
Bir öğrencinin evinde bilgisayarı var, diğerinin yok.
Birinin özel ders imkânı var, diğerinin bütün umudu okulundaki öğretmeni.
Birinin ailesi istediği kitabı alabiliyor, diğerinin ailesi önce evin mutfak masrafını düşünüyor.
Bunu görmezden gelerek eğitimde fırsat eşitliğinden söz edemeyiz.
Sakarya'da da mesele bundan farklı değil.
Merkezdeki bir öğrencinin imkânıyla ilçedeki, köydeki öğrencinin imkânı aynı olmayabilir.
Eğitimde eşitlik, herkese aynı kitabı vermekten ibaret değil.
Çocuğun ihtiyacı olduğunda yanında olabilmek.
Bazen bir öğün yemek.
Bazen bir servis.
Bazen bir kitap.
Bazen de sadece onu dinleyecek bir öğretmen...
Bunların her biri bir çocuğun hayatında düşündüğümüzden çok daha büyük bir yer tutuyor.
Bir de şu gerçeği unutmamak gerekiyor:
Bugün okul sıralarında oturan çocuklar, yarın bu şehri yönetecek.
Aralarından doktor çıkacak, öğretmen çıkacak, mühendis çıkacak, esnaf çıkacak, sanatçı çıkacak. Belki de Sakarya'nın geleceğine yön verecek insanlar bugün o sıralarda.
O yüzden çocuklara sadece sınav kazanacak öğrenciler olarak bakamayız.
Onların merakını, hayalini ve kendine güvenini de büyütmek zorundayız.
Çocuğa “Sen yapamazsın” dedirten değil, “Sen de yapabilirsin” dedirten bir eğitim anlayışına ihtiyacımız var.
2026-2027 eğitim öğretim yılı başladı.
Dileğim çok basit:
Hiçbir çocuk arkadaşının çantasına bakıp kendi çantasından utanmasın.
Hiçbir öğrenci ailesinin imkânları yüzünden hayalinden vazgeçmesin.
Ve hiçbir anne baba, çocuğunun geleceği için “Keşke daha fazlasını yapabilseydim” demesin.
Çünkü bir çocuğun geleceği, ailesinin cüzdanına bırakılmayacak kadar değerlidir.
Her çocuk eşit bir başlangıcı hak ediyor.
Gerisi bizim sorumluluğumuz.














