Sakarya Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bugün komisyonlarla ilgili dikkat çekici bir tartışma yaşandı.
Bazı meclis üyelerinin istifaları ve parti değişiklikleri sonrasında komisyonlardaki dağılımın yeniden ele alınması gündemdeydi.
Toplantıyı salonda takip ettim.
CHP Meclis Üyesi Asuman Oktay’ın dikkat çektiği nokta önemliydi: Komisyonlar bir yıllık görev süresi için seçilmişse, bu süre içerisinde ortaya çıkan değişikliklerin hangi hukuki çerçevede değerlendirileceği açıkça ortaya konulmalı.
Bana göre meselenin özü de burada.
Çünkü konu sadece birkaç komisyon üyeliğinin kime verileceği değil.
Asıl mesele, değişen siyasi dengelerin mevcut meclis iradesine nasıl yansıyacağı.
Siyasette dengeler değişir. Meclis üyeleri parti değiştirebilir. İstifalar yaşanabilir.
Bunlar siyasetin doğasında var.
Fakat her siyasi değişiklik, daha önce oluşturulmuş komisyonların da otomatik olarak yeniden şekillendirilmesi anlamına gelir mi?
İşte bunun cevabını siyasi hesaplardan önce hukuk vermeli.
Hangi kural uygulanacak?
Hangi usul izlenecek?
Görev süresi devam eden komisyonlarda değişiklik yapılmasının dayanağı ne olacak?
Bunlar netleşmeden yapılan her tartışma, ister istemez siyasi bir çekişmeye dönüşür.
Üstelik bugün bir siyasi parti için uygulanan yöntem, yarın başka bir siyasi partinin karşısına çıkabilir.
Siyasette bazen bugünün hesabı yapılırken yarının şartları unutuluyor.
Oysa kurumlarda esas olan, kişilere göre değişmeyen kurallar oluşturabilmek.
Benim bugünkü toplantıdan çıkardığım sonuç şu:
Mesele bir komisyon koltuğundan ibaret değil.
Mesele, Sakarya Büyükşehir Belediye Meclisi’nde değişen siyasi dengeler karşısında meclis iradesinin, temsil anlayışının ve hukuki sınırların nasıl korunacağı.
Çünkü siyasi aktörler değişir.
Meclis aritmetiği değişir.
Ama kurumların çalışma düzeni günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmalıdır.
Bugün sorulması gereken soru “Doğru olan ne?”
Bence siyasetin de, vicdanın da ölçüsüdür.















