Vicdanınız varsa sonuna kadar okuyun. Meseleye kimin tarafından baktığınızdan önce, yaşananlara bir de rakamlar üzerinden bakın.
Türkiye Belediyeler Birliği başkanvekilliği seçiminde yaşananlar bana göre basit bir aday tartışması değil. Ortada ciddi bir siyasi tutum meselesi var.
CHP'nin 261 delegesi, Yeni Parti'nin 131 delegesi var.
CHP, Cumhur İttifakı adayının kazanmaması için ortak hareket edilmesini istiyor. Kendi adayını dayatmak yerine karşı tarafın önerdiği ismi de kabul ediyor. Buna rağmen süreç bir türlü sonuçlanmıyor. Önerilen isim değişiyor, yeni bir aday ortaya çıkıyor.
Şimdi soruyorum: Burada uzlaşmak isteyen kim, işi yokuşa süren kim?
CHP kendi adayını çıkarsaydı bugün başka şeyler konuşulacaktı. “Uzlaşmadılar” denilecek, bütün sorumluluk yine CHP'nin üzerine bırakılacaktı. CHP bunu göze almak yerine ortak bir zeminde buluşmaya çalışıyor.
Ama anlaşılan o ki bazıları CHP'nin uzlaşmasını bir iyi niyet göstergesi olarak değil, geri adım atmak zorunda olduğu şeklinde yorumluyor.
Yanlış hesap!
CHP'nin kendi adayını çıkarmaması güçsüzlük değil. Fakat bir partinin uzlaşma iradesini sürekli sınamak da siyaset değil.
İşin daha ilginç tarafı şu: CHP'yi eleştireceksiniz, CHP yönetimiyle aranıza mesafe koyacaksınız, ama iş oy hesabına geldiğinde CHP'nin desteğini bekleyeceksiniz.
Hem CHP'yi yok sayıp hem de CHP'nin gücünden yararlanmak istemek nasıl bir siyasi anlayıştır?
Kimse kusura bakmasın, siyaset böyle yürümüyor.
CHP'nin 261 delegesi varsa bunun elbette bir karşılığı var. Bu, diğer partilerin görüşü önemsiz demek değil. Ama uzlaşma denilen şey de 131 delegeyle bütün şartları karşı tarafa kabul ettirmek değildir.
CHP kimsenin mecbur kaldığında kapısını çalacağı, işi bitince de yok sayacağı bir parti değil.
Bu partinin örgütü var, seçmeni var, yılların getirdiği bir siyasi birikimi var. CHP'nin attığı her adımı kendi siyasi hesabına göre değerlendirenler, bir noktada yanıldıklarını görürler.
Şimdi herkes kendine şu soruyu sorsun: Gerçekten ortak bir sonuç almak mı isteniyor, yoksa CHP'ye siyasi bir bedel mi ödetilmeye çalışılıyor?
Benim gördüğüm tablo bu soruyu sormayı gerektiriyor.
Siyasette kimin ne söylediğinden çok, ne yaptığına bakacaksınız. Gerisi laf kalabalığı.
CHP'nin iyi niyetini mecburiyet, uzlaşma çabasını da zayıflık sananlar, siyasetin en temel gerçeğini gözden kaçırıyor.